Burun ve sinüs tümörleri

14 Haziran 2012 Perşembe


Burun ve sinüs tümörleri yaygın bir durum mudur ?
Selim tümörlere çok rastlanmaktadır. Bunların arasında polipler, siğiller, küçük kan damarları tümörleri olan «hemangioma» 1ar, sayılabilir. Bu bölgelerde habis tümörlere çok az rastlanmaktadır.
Burun ve sinüslerde olan selim tümörler nasıl tedavi edilir ?
Bunların büyük çoğunluğu operatörün muayenehanesinde lokal anestezi altında alınabilir.
Burun ve sinüslerde habis tümörlerin tedavisi nasıl yapılır ?
Burunda veya sinüslerde meydana gelen bir kanser ve etrafındaki dokular ameliyat yoluyla alınır. Daha ileri bir tarihte, doktor kanserin tam anlamıyla ve bütünüyle alındığına kanaat getirdikten sonra, genellikle plâstik ameliyat yapılmaktadır.
Burun ve sinüslerde yapılan ameliyatlar ne derece başarılıdır ?
Selim tümörlerin ameliyatı genellikle başarılı olmaktadır. Kanserli ameliyatlarda başarı kanserin daha uzak dokulara yayılma derecesine bağlıdır. Ameliyat, kanser yayılmadan önce yapılırsa başarı oranı oldukça yüksektir. Hayat kurtarmak için tatbik edilecek modern cerrahî teknikleriyle burunun, yüzün, yanağın, ağız tavanının veya tabanının büyük kısımlarının alınması gerekebilir.
Burun ve sinüslere yapılan radikal ameliyatlardan sonra dış görünüşü düzeltmek için estetik ameliyatlar yapılabilinmekte midir ?
Evet. Modern estetik cerrahî teknikleriyle inanılmayacak derecede düzeltmeler elde edilinebilinmektedir.
Devamını oku »

Burun kanaması



Burun kanaması neden ileri gelir ?
Lokal veya genel nedenlerden veya ikisinin birleşiminden burun kanaması ileri gelebilir. Bazı hallerde hiçbir neden görülmemektedir.
Burun kanamasının bazı lokal nedenleri hangileridir ?
a. Buruna veya kafatasının alt kısmında herhangi bir yaralanma.
b. Burunda yabancı bir cismin bulunması.
c. Burun operasyonları.
d. Aşırı öksürükten, aksırmadan veya burun silinmesinden.
e. Burun karıştırılmasından.
f. Frengi veya verem gibi hastalıklardan ileri gelen yaralardan.
g. Burunda veya sinüslerde bulunan habis tümörlerden,
h. Burundaki sümük bezlerinde varisli damarlar bulunmasından, i. Alerji, sinüzit ve basit nezlede meydana gelebilen sümük bezlerinde akut bir cerahatlanmadan.
Burun kanamasının bazı genel nedenleri hangileridir ?
a. Yüksek kan basıncı.
b. Hemofili, anemi pernisyöz, purpura, iskorbüt illeti, lösemi ve sarılık gibi kan düzensizlikleri.
c. Atmosferik değişiklikler, dağcılık, dalıcılık veya denizin çok derinlerine inmek, gibi.
Genel veya lokal bir durumdan meydana gelen burun kanamaları arasında ayırım nasıl yapılabilinir ?
Eğer kanama yalnız bir burun deliğinden gelmekteyse bunun lokal bir kanama olduğu ihtimali fazladır. Ayrıca burun muayene edilince kanama noktası veya kanama nedeni tesbit edilmiş olabilecektir.
Burun kanamaları nasıl kontrol altına alınabilir ?
Aslında iki cins burun kanaması vardır. Bunların yüzde 90′ı burunun ön kısmındaki septumdan ve bazı nadir yakalarda etmoid kesimin ön tarafından gelir. Lokal anestezi altında dağlama «cauterisation» yapılmakla kanama noktası genellikle bulunabilinir ve kontrol altına alınır. Bu operasyon gümüş nitratı, asit kronik gibi kimyasal maddelerin kullanılmasıyla veya elektrikle pıhtılaşma usulüyle yapılır.
Burun kanamasında ilk yardım tedbiri olarak ne yapılmalıdır ?
Kanamaların büyük çoğunluğu burun septumunun ön kısmında meydana geldiği için kanayan burun tarafının devamlı tazyikle kapatılmasıyla kanama genellikle durdurulabilinir. Eğer burun damlası varsa bununla ıslatılan bir pamuğun burna sokulması, yoksa ufak bir parça pamuğun kanayan tarafa yerleştirilmesi yararlı olur. Bu pamukla yapılan baskı en azından on dakika sürdürülmelidir. Burundan gelen kanın boğaza akmaması için kanama olan kişi dik oturmalı ve başını öne doğru eğik tutmalıdır.
Burnun arka tarafından gelen bir kanamada ne yapılmalıdır ?
Bu tip kanama kendiliğinden kontrol altına alınamaz. Bu gibi hallerde kanama olan kişinin, ağız yoluyla burunun arka tarafının tamponlanması gerekeceğinden, hastaneye kaldırılması gerekli olacaktır.
Tampon ne kadar süre yerinde bırakılır ?
Arka tarafta bulunan tamponlar yaklaşık bir hafta yerinde kalacaktır. Ön tarafa yerleştirilen tamponlar ise dördüncü günde kısım kısım çıkarılmaya başlanacaktır.
Genel bir durumdan meydana gelen burun kanamasında ne gibi tedavi metotlarına başvurulur ?
Uzman doktora müracaat edilmesi gerekir. Doktor kanamaya neden olan hastalığın tedavisine girişecektir.
Devamını oku »

Burunda estetik cerrahi



Bütün burun biçimsizlikleri estetik cerrahî ile düzeltilebilinir mi ?
Yaklaşık bütün biçimsizlikler (deformiteler) estetik cerrahî ile bir dereceye kadar düzeltilebilinir.
En genel burun biçimsizlikleri hangileridir ?
a. Burkuk burun (twisted nose).
b. Burnun veya burun deliklerinin ucunda biçimsizlikler.
c. Burun köprüsünde ve çatısında çöküklük.
d. Çengel veya kambur burun.
Burnun belli bir görünüşü var mıdır ?
Hayır. Değişik toplumların ve ırkların ayrı ayrı güzellik ve kabullenme standartları vardır. Ancak, bugünkü toplumda en kabul edilen ve beğenilen açı dudak ve burun arasında doksan ilâ doksan-beş derece olan açıdır.
«Kusursuz burun» deyiminden ne anlaşılmaktadır ?
Aslında kusursuz burun diye bir şey yoktur. En fazla denebilecek şey burunun yüze yakışmış olmasıdır.
Buruna yapılan estetik cerrahî sonuçlarının ne olacağını ne gibi faktörler tayin eder ?
a. Hastanın yaş durumu. En iyi sonuçlar on altı ile otuz yaşları arasında olanlarda elde edilmektedir.
b. Cilt. Cildin inceliği veya kalınlığı ve yağlı olup olmadığı. Bunlar cildin kalitejsini tayin ederler.
c. Biçimsizliğin çapı. Biçimsizlik alanı ne kadar büyükse onu düzeltmek de o derece güç olur.
d. Hastanın aklî dengesi. Önemli olmayan kusurları fazlasıyla önemseyen evhamlı hastalarda iyi sonuçlar elde edilmesi çok da zor olmaktadır.
Çocuklara yapılan estetik cerrahîde başarı oranları daha yüksek midir ?
Operatörün ameliyat yapmak için burnun tanı teşekkül etmesini beklemesi gerekir. Bu da bir çocuk ancak on altı yaşında olduktan sonra meydana gelmektedir.
Burunda estetik cerrahî yapılırken ne gibi işlemlere başvurulur ?
Bütün kesitler burnun içerisinden yapılmaktadır ve burun derisi gevşetilerek veya altı kazınarak, burun kafesini teşkil eden kemik ve kıkırdaktan ayrılmaktadır. Ondan sonra operasyon öncesi hazırlanan bir plân gereğince burun kafesinde yapılan kesintilerle istenilen biçim verilmektedir. Deri bundan sonra yeni biçim verilen kafes üzerine yayılmakta ve burun dikilmektedir. Burnun içerisine tampon yerleştirildikten sonra burun dışından konan bir sargıyla kemik ve kıkırdak istenilen şekilde tutulmaktadır. Zaman geçince deri yeni yapılan kemik ve kıkırdak kafesi üzerinde yerleşecektir.
Burunda estetik cerrahî yapıldıktan sonra izler kalmakta mıdır ?
Hayır. Çünkü kesitler genellikle burun boşluğu içerisinde veya burun deliklerinin yayılan kısımlarında yapılmaktadır.
Ameliyat olacak kişi beğendiği bir burun tipini seçebilir mi ?
Ancak bir dereceye kadar. Operatör önce burundaki sakatlıkları ortadan kaldıracak ve ancak ondan sonra buruna hastanın beğenebileceği bir şekil vermeye gayret edecektir. Hasta, ameliyat öncesi şunu bilmelidir ki, ameliyat sonrasında meydana gelecek burun hakkında kesin bir öngörü mümkün değildir.
Hasta ameliyat öncesi yeni burnun ne şekil alacağı hakkında yaklaşık bir bilgi edinebilir mi ?
Evet. Yaklaşık bir biçim- öngörülebilir.
Bir buruna yeni şekil verilmesi için ne gibi materyeller kullanılır ?
En iyi şekil ameliyat olacak kişiden bir kemik veya kıkırdak parçası alınmasıdır. Bu genellikle kalça kemiğinden veya bir kaburga kıkırdağından alınmaktadır.
Burunda estetik cerrahî ne kadar sürer ?
Yaklaşık bir saat.
Burunda estetik cerrahîler sancıya meydan verir mi ?
Hayır.
Ne tür bir anestezi kullanılır ?
Müsekkinlerle takviye edilen lokal anestezi.
Bu gibi ameliyatlarda ne kadar süre hastanede kalınması gerekir ?
İki ile dört gün arası.
Böyîe bir ameliyattan sonra gözlerin renginin solması veya şişmeleri genel bir şey midir ?
Evet. Ancak bu durum yaklaşık kırk sekiz saat içerisinde normale dönmeye başlayacaksa da, tam normal hale gelmesi bir veya iki hafta sürebilir.
Bir estetik cerrahîden sonra tamponlar ve sargılar ne kadar süre sonra çıkarılır ?
Beş ile yedi gün arasında.
Burunda yapılan bir estetik cerrahî koku hassasına zarar verir mi ?
Hayır.
Burunda yapılan bir estetik cerrahîden ne kadar süre sonra rahat nefes alınabilinecektir ?
Burun içerisindeki tampon alındıktan sonradır ki, bu yaklaşık beş ilâ yedi gündür.
Bir estetik cerrahîyi müteakip burun tamamen iyileştikten sonra yaralanmaması için özel dikkat sarf edilmesi gerekli midir ?
Hayır. Estetik cerrahîden sonraki burun herhangi bir burun kadar kuvvetlidir.
Estetik cerrahî gören burunlar aylarca veya yıllarca sonra sarkma veya şekil değiştirme eğilimleri gösterirler mi ?
Hayır. Operasyondan sonra aldıkları şekilleri muhafaza ederler.
Estetik cerrahîden sonra burun şişkinliği bazı hallerde aylarca devam edebilir mi ?
Evet, Burnun yeni biçimini tam anlamıyla alması için bazen aylarca ve bazen de bir yıl şişkinliğin tam olarak geçmesini beklemek gerekebilir.
Burunda yapılan estetik cerrahîden ne kadar süre sonra hasta işine gidebilecek ve sosyal toplantılara katılabilecektir ?
Biraz şişkinlik kalması halinde bile yaklaşık iki hafta içerisinde.
Bir estetik cerrahî başarısız olmuşsa bunun peşinden ikinci bir operasyon yapılabilinir mi ?
Evet. Ancak ikinci operasyona başvurulmadan birkaç ay beklenmesi tavsiye edilir. Bu şekilde ilk ameliyat sonrası iyileşme stabilizasyonuna gelişmiş olur.
Buruna yapılan estetik cerrahîlerin başarı oranı nedir ?
Genel düzelme yaklaşık bütün ameliyatlarda elde edilmektedir ve genel olarak hastaların memnuniyet oranı da yüksektir. Sonuçlar iyi olmazsa her zaman için ikinci bir operasyon olanağı mevcuttur.
Devamını oku »

Septum deviasyonu



Septum deviasyonu nedir ?
Septum burnu iki bölüme ayıran kısımdır. Kıkırdak ve kemikten teşekkül etmiştir. Bu bölme eğri olup tam ortada bulunmadığı zaman buna septum deviasyonu veya sapmış septum denmektedir.
Septum deviasyonu neden ileri gelir ?
Bunların çoğu hatalı gelişmeden ileri gelir. Ancak, burunda meydana gelen yaralanmalar kırık veya çıkık gibi olaylar da bu kusurun meydana gelmesine sebep olabilir.
Septum deviasyonunun belirtileri olur mu ?
Genellikle hayır. Çok kişilerde burun tıkanması olmadan belirli septum deviasyonları bulunmaktadır. Belirti olduğu zaman bu bir burun deliğinin tıkanmış olması veya bu delikten zor nefes alınabilmesi, bu durumla beraber veya yalnızca baş ağrıları görülmektedir.
Tıkanıklık yapan septum deviasyonu nasıl düzeltilebilir ?
Burun septumunu mukoza-altı (submucous) düzeltme denilen bir ameliyatla bu durum düzeltilmektedir.
Mukoza-altı düzeltme ameliyatı tehlikeli olabilir mi ?
Hayır. Ameliyat burun içinden yapılan bir kesit (ensizyon) ile gerçekleştirilmektedir. Kemikli ve kıkırdaklı septumun iki tarafındaki zarlar yukarı kaldırılarak, kabarık, çıkıntılar ve ayrıca kemik ve kıkırdakta deforme olan kısımlar kesilip alınır. Bu ameliyat lokal anestezi altında yapılmaktadır.
Mukoza-altı ameliyatı hangi yaşta yapılmalıdır ?
Bu arzuya bağlı bir ameliyat olduğundan, bu ameliyat burun kemikleri tam geliştikten sonra yapılmalıdır. Ki bu da genellikle 17 yaşından sonra yapılmaktadır.
Mukoza-altı ameliyatları ne derece başarılı olur ?
Elde edilen sonuçlar genellikle mükemmel sayılır.
Mukoza-altı ameliyatlarından sonra komplikasyon olur mu ?
Çok az vakalarda ameliyattan sonra burundaki tampon (tıkaç) çıkarıldığı zaman kanama olmaktadır. Bu durum doktor tarafından kolaylıkla kontrol altına alınabilinmektedir.
Mukoza-altı ameliyatlarından ne kadar süre sonra hasta işine dönebilir ?
Genellikle on ila ondört gün sonra.
Bu ameliyat için hastanede ne kadar kalınması gerekmektedir ?
Bir veya iki gün.
Mukoza-altı ameliyatı yapıldığı sırada aynı zamanda burnun biçimini düzeltmek için bir plâstik ameliyat yapıldığı da olur mu ?
Evet. Çok kez bu iki işlem birleştirilir ve aynı zamanda yapılır.
Septum deviasyonu burunda yapılacak bir plâstik ameliyata engel olur mu ?
Hayır. Ancak burunda plâstik ameliyatı yapmakta olan bir operatör, operasyon sırasında burunda septum deviasyonu olduğunu görürse de aynı operasyonla düzeltme yoluna gidebilir.
Devamını oku »

Burun polipleri



Burun polipleri nedir ?
Burnun iç duvarlarından ve sinüslerden pırtlayan üzüm salkımı biçimi şişkin dokular topluluğudur.
Burun poliplerinin neden ileri geldiği bilinmekte midir ?
Bunun bir alerjiden ileri geldiği sanılmaktadır.
Burun polipleri ne gibi belirtiler gösterir ?
Eğer polipler küçük ve az sayıdaysa hiçbir belirti olmayabilir. Çok kez bunlar solunum yolunu tıkayacak kadar büyük olur ki, burun deliklerin bile dışarıya fırlarlar.
Burun polipleri nasıl tedavi edilir ?
Polipler engelleme yapacak büyüklüğe geldikleri zaman bunların cerrahî müdahale ile alınması gerekmektedir. Ancak, asıl tedavi metodu poliplerin oluşma nedenini bulmaktır. Bu durum teşhis edildikten sonra poliplerin tekerrür etmeleri önlenebilinir.
Poliplerin alınması için nasıl bir ameliyat yapılmaktadır ?
Polipler genellikle (polipektomi) adlı lokal anestezi altında yapılan bir ameliyatla alınmaktadır. Bu ameliyat hastanede veya operatörün muayenehanesinde yapılabilir. Polipler bir tel kapanla kavranır ve bağlantı yerlerine mümkün olduğu kadar yakınından kesilerek alınır.
Bu ameliyat insanı işinden uzun zaman alıkor mu ?
Hayır. Hastaların büyük çoğunluğu ameliyattan bir gün sonra işlerine gidebilirler.
Devamını oku »

Soğuk havada mutlaka nezle olmanız gerekmez



“Ceketini ilikle yoksa nezle olursun.” Bu yaşlıların öğüdünü hepimiz ebeveynlerimizden ya da büyükanne ve babalarımızdan duymuşuzdur. Aslında gerçek hava ısısının nezleye neden olmadı­ğıdır. Nezleye insandan insana geçen virüsler neden olur. Nezle ol­mamanın en iyi yolu virüslerin el temasıyla yayılmasını engellemek için ellerin sıklıkla yıkanmasıdır.
Teksas Üniversitesi araştırmacıları araştırma yaptıkları kişilerin yarısından fazlasının kış aylarında palto giymeden ya da ıslak saçla sokağa çıktıklarında mutlaka nezle olacaklarına inandık­larını ortaya koymuştur. Araştırmaya katılanların yüzde öO’ı soğuk havaların nezleye neden olduğuna inanmaktadır. Katı­lımcıların yüzde 1 Cundan azı nezle ya da gribin insandan in­sana geçen bir virüs aracılığıyla söz konusu olduğunu söyle­miştir.
Devamını oku »

Burnunuzu yavaş silin



Burun silme, insanın büyürken vazgeçmesi gereken alışkan­lıklarından biridir. Çocukluğunuzda belki de ebeveyniniz burnunu­zu silmeniz için sizi desteklemiştir. Aslında burnunuzu yavaş silme­nizin bir sakıncası yoktur, yeter ki olanca gücünüzle sümkürmeyin.
Virginia Üniversitesi’nden bazı bilim adamları nezle olan in­sanlar sık sık sümkürdüklerinde nezlenin daha uzun sürdüğü­nü saptamışlardır. Öte yandan burunlarını kâğıt mendille si­lenlerin nezlelerinin sanıldığı kadar kötüleşmediği de ortaya çıkmıştır.
Devamını oku »

Her yerde mantar ve küf olabilir bu yüzden paniğe kapılmayın



Mantarın yüz bin türü vardır. Bunlara hemen hemen her evde rastlanır. Bununla birlikte bu mantar türlerinin büyük birçoğunluğu zararsızdır. Gazetelerde karşımıza çıkan ürkütücü başlıklara karşın evinizdeki küçük miktarlardaki mantar ve küflerin çok ciddi hastalık­lara neden olacağı söz konusu olmadığı gibi korkmanız da gerekmez.
Mayo Klinik birçok kişinin mantara ve küfe karşı ters tepkisi ol­madığını saptamıştır. Bilim adamları mantar ve küfe bağlı kro­nik rahatsızlıklarla ilgili bilgileri kanıtlayamamaktadırlar.
Devamını oku »

Bakterilerle savaşa son verin



Antibakteriyel sabunlan, antibakteryel temizlik malzemeleri hat­ta antibakteryel ocaklanmız bile var. Ne yazık ki, bakterilere karşı açılan bu savaşın iki önemli ve zararlı yan etkisi vardır. Birincisi, bakterileri keşfetmemizi sınırlayarak bağışıklık sistemimizi, içsel savunmamızı oluşturmamızı engeller. Bu da ileride çok daha ciddi ve önemli sorunlar yaratabilecek bakterilerle ilgili hastalıklann et­kilerini arttınr. İkincisi, piyasadaki çeşitli ürünlerle bakterilere sü­rekli olarak saldırarak geniş bir alana yayılan bakterileri öldürürüz, ama aynca da mikroplardan annarak geri kalan bakterilerin daha da güçlenmesine neden oluruz. Oysa onlan öldürmeye çalışmamış ol­saydık bakteriler güçlenmeyecekti. Elbette ellerimizi yıkamalı ve çiğ yiyecekler konusunda dikkatli olmalıyız, ama her fırsatta ne ken­dinizi aşın korumaya almaya, ne de evinizi antibakteryel temizlik malzemeleriyle doldurmanıza gerek yoktur.
Hackensack Üniversitesi Tıp Merkezi doktorları derideki birçok bakterinin koruyucu özellikleri olduğunu saptamıştır. Bu bakte­riler bünyenin zararlı bakteriler oluşturup hastalanmayı, bün­yenin zayıf düşmesini engellerler. Eğer bu söz konusu bakteri bünyede yoksa görevini yerine getiremez. Antibakteryel sabun­la bedeni ovalamak iyi huylu bakterilerin kötülerle birlikte yok olup gitmesine de neden olmaktadır.
Devamını oku »

Kuduz



Kuduz nedir ve nasıl bulaşır ?
Kuduz sinir sistemini etkileyen ve çoğunlukla kedi ve köpeklerde olan akut bulaşıcı bir hastalıktır. Virüs hasta olan hayvanın tükürüğünde bulunmaktadır ve başka bir hayvanı veya bir insanı ısırdığı takdirde hastalık, ısırdığı hayvan veya insana bulaşmaktadır.
Hastalığın oluşma süresi ne kadardır ?
Genellikle iki hafta kadar. Ancak bazı nadir vakalarda kuduz, bir hayvan tarafından ısırıldıktan iki yıl kadar geç bir süre sonra meydana çıkmıştır.
Kuduzun belirtileri neleridir ?
Ateş, sinirlilik, depresyon. Sinirlilik hali kontrolsüz heyecana ve izpazmozlara dönüşür. Tükürük akışı boldur ve boğaz eklemlerinde şiddetli sancılı spazmlar olagelmektedir. Ölüm üç ile beş gün arasında gelir. Boğaz eklemlerindeki spazmlardan su ve yutkunma korkusu gelmektedir. «Hidrofobi = Sudan korku» adı buradan gelmektedir.
Bir insanı ısıran köpeğe veya başka bir hayvana ne yapılmalıdır ?
İki hafta kadar bir süre müşahede altında tutulmalıdır. Eğer bu süre içerisinde hayvan hastalanmaz veya ölmezse, hayvanın hasta olmadığına kanaat getirilir ve sahibine geri verilir. Eğer hayvan hastalanırsa öldürülmemeli fakat ölmesi beklenmelidir. Bu şekilde teşhis daha kolay elde edilmektedir. Hayvana otopsi yapılıp beyni muayene edilince bu hayvanda kuduz olup olmadığı kesin şekilde tespit edilmiş olur.
Kuduz önlenebilir ve kontrol altına alınabilinir mi ?
Evet. Başıboş kedi ve köpekleri imha etmekle, sahibi olan kedi ve köpeklere kuduz aşıları yaptırmakla.
Bir kedi ve köpek ısırığı nasıl tedavi edilmelidir ?
Beş ilâ on dakika süreyle su ve sabunla yıkamak yeterlidir. Eskiden tatbik edilen dağlama usulü günümüzde iyi bir tedavi metodu sayılmamaktadır.
Kuduza karşı tesirli bir aşı var mıdır ve ne zaman kullanılmalıdır ?
Evet. Kuduza karşı ve önleyici gayet tesirli bir aşı vardır. Ancak bazı hallerde zehirleyici yan tesirler icra edebileceğinden çok dikkatli kullanılması gerekmektedir. İnsanı ısıran hayvanda kuduz olduğu bilinmekteyse veya ısıran hayvan kaçmış olup bulunma-maktaysa derhal kuduz aşısı yapılmalıdır. Eğer insanı ısıran köpeğin sağlıklı olduğu tahmin edilmekteyse ve onu müşahede etme imkânları varsa, o zaman bu hayvan on dört gün müşahede altında tutulmalıdır. Eğer bu süre içerisinde hayvanda herhangi bir hastalık arazı görülmezse ısırdığı kişiye aşı yapmak lüzumu kalmayacaktır. Köpek hastalanıp ölürse ışınlan insanın muafiyet metoduna derhal başlanmalıdır. Veterinerler, posta taşıyıcıları, çobanlar, arazide tatbikata çıkacak askerler ve izciler gibi yüksek risk grubuna giren kişilerin bağışıklık kazanmaları için son aylarda yapılan tecrübeler çok başarılı sonuçlar vermiştir. Bunlara bu bağışıklık temini için ördek embriyonundan geliştirilmiş bir önleyici aşı yapılmaktadır.
Isırılmadan sonra birkaç gün açı yapılmadan beklendiği takdirde kuduz sirayeti önlenebilir mi ?
Evet. Isıran hayvana ne olacağı görülünceye kadar kuduz aşısının yapılmasını ertelemekte bir tehlike yoktur.
Bir insan kuduza yakalandığı takdirde sonuç ne olacaktır ?
Kuduz yüzde yüz öldürücü bir hastalıktır ve kuduran bir insanı kurtarmak için belli bir metot mevcut değildir.
Devamını oku »

Tetanos



Tetanos nedir ve nasıl meydana gelir ?
Kas kasılmaları ve izpazmozlar meydana getiren akut bir enfeksiyondan ileri gelen bir/hastalıktır. Çene kaslarının kilitlenmesinden bazen bu hastalığa çene kilitlenmesi de denir. Hastalık aşırı soğuk ve aşırı sıcakta yıllarca süreyle yaşayabilen bir basilden ileri gelmektedir. Bu basil hareketsiz «sporlar» meydana getirmekte ve bunlar insan vücuduna girdikten sonra canlanmaktadırlar.
Tetanos insana nasıl bulaşır ?
Bu mikrop dünyanın her tarafında, özellikle hayvan veya insan dışkılarıyla karışmış topraklarda bulunmaktadır. Yaralar, özellikle delinmiş yaralar, tetanosun gelişmesi için en elverişli yerlerdir. Mikrop beyin ve omuriliğe tesir eden bir zehir geliştirmektedir. Bu zehir kas ve eklem kasılmalarına, izpazmoz hallerine neden olmaktadır.
Tetanosun gelişme süresi ne kadardır ?
Beş ile on gün arası, ama bazı hallerde iki gün ile iki ay arası da sürebilmektedir.
Tetanos teşhisi nasıl konur ?
Yaralanma veya ameliyat hali inceden inceye gözden geçirilir. Yara cerahatlidir ve cerahatin kültürü teste tâbi tutulduğu zaman tetanos mikrobu bulunur. Belirtiler menenjit, kuduz ve başka hastalıklarla benzerlik taşıdığından bunlardan ayırt edilmesi gereklidir.
Tetanos nasıl önlenebilinir ?
Şunların yapılmasiyle:
a. Tetanos toksoid – Yaralanmaları muhtemel olan bahçıvanlar,
çiftçiler, askerler, makinistler, çocuklar ve atletlere bağışıklık
kazanmaları için yapılır.
b. Tetanos antitoksini (TAT) — Pasif bağışıklık temini için. Bir yaralanma olduğu zaman bu kısa bir süre için korunmayı temin edecektir.
Tetanos gelişmişse durum neyi gösterecektir ?
Tedaviye başlamanın çabukluğuna bağlıdır. Çok gençlerde ve çok yaşlılarda ölüm oranı oldukça yüksektir. Ötekilerinde ölüm oranı yüzde 50 ile yüzde 100 arasında değişir. Eğer hasta ilk dokuz ilâ on günü atlatırsa iyileşme şansları artmış demektir.
Tetanos tedavisi nasıl yapılır ?
a. Büyük dozajlarda antibiyotik verilmesi.
b. Büyük dozajlarda tetanos anti-toksini verilmesi.
Devamını oku »

Antraks



Antraks nedir ve nasıl gelişir ?
Antraks basilleri yoluyla çok bulaşıcı bir hayvan hastalığı olup insanlara doğrudan doğruya veya vasıtalı şekilde bulaşabilir. Genellikle keçilerde, koyunlarda, atlarda ve domuzlarda olur. Böylece, bu gibi hayvanlarla temasları olan insanların bu hastalığa tutulma oranları daha fazla olur.
Antraks insanlarda nasıl gelişir ?
Yukarıda adı geçen hayvanlarla günlük temasları olan insanların ellerinde çizik, yara bere olursa antraks mikrobu buralardan insanın derisine girer. Ayrıca nefes alınca solunum yoluyla da antraks mikropları akciğere girebilir. Veya bu hasta hayvanlardan mikroplanmış materyal yutulursa bu kez bağırsaklar etkilenmiş olur.
Antraksın tedavisi nasıl yapılır ?
Lokal yaralara antiseptik bandajlar ve antibiyotikler konmalıdır. Bununla birlikte büyük dozajlarda anti-antraks serumları verilmelidir.
Antraks gelişmişse iyileşme oranları nedir ?
İyi tedavi yöntemleri tatbik edildiği takdirde beş hastadan dördü kurtarılabilir.
Antraks yaygın bir hastalık mıdır ?
Artık değil. Günümüzde hayvanlarla uğraşan kişiler bu enfeksiyonu yakalanma tehlikesini bildiklerinden hayvanlarda böyle belirtiler gördükleri zaman alınması gereken korunma tedbirlerine başvurmasını bilmektedirler. Hasta hayvanlarla temasları olan insanlar için koruyucu bir aşı henüz geliştirilmemiştir.
Devamını oku »

Echo virüsü



ECHO virüsü hastalığı nedir ?
Bağırsaklar, solunum yolu ve sinir sistemine etkisi olan bulaşıcı bir virüs hastalığıdır. Bazen gelişmiş insinlarda görülmekteyse de çoğunlukla çocuklarda rastlanmaktadır. Çok kez salgın hal almaktadır.
ECHO virüsü hastalığının belirtileri ve gelişmesi nedir ?
Ateş, baş ağrısı, boyun ve sırtta sancı ve katılık (eğrilmezlik) kusma, boğaz ağrıları, karın krampları ve ishal. Kendi kendiliğine gelen hastalık kendi kendiliğinden de üç ile beş gün arasında geçmektedir.
ECHO virüsü hastalığının tedavisi için özel ilâçlar gerekli midir ?
Hayır. Genellikle ağrı ve sancıların giderilmesi için aspirin, kusma ve ishal için müsekkinler yeterli olmaktadır. Antibiyotiklerin alınması tavsiye edilmektedir.
ECHO virüsü hastalığı ciddî bir hastalık mıdır ?
Hayır. Ancak bazen bu hastalığa yanlışlıkla çocuk felci ve menenjit teşhisi konmakta ve aile telaşlandırılmaktadır.
Devamını oku »

Tularemi



Tularemî nedir ve nasıl bulaşır ?
Bir basil ile bulaşarak gelen akut bir hastalık olup belirtileri deride yara veya ülserlerin meydana gelmesidir. Hastalık tifo nöbetine benzerliği olan yüksek ateşle gelmektedir. Yabanî hayvanlarda özellikle tavşanlarda görülen bir hastalıktır. Kan emen haşereler tarafından etrafa bulaşmaktadır. Son on yıl içerisinde bu hastalığa tetanostan fazla rastlanmıştır.
İnsanlar bu hastalığa nasıl yakalanır ?
Bu hastalık genellikle avcılarda, tavşan derisi veya başka hayvan derileri yüzen kasaplarda, mikroplanmış tavşanlara elleyen ya da . besleyen çiftçi ve laboratuvar işçilerinde rastlanmaktadır.
Tularemi nasıl önlenebilir ?
Yabanî tavşan veya başka kemirgen hayvanlara ellerken çok dikkatli olmakla. Bu hayvanların kürklerinden kenelerin ayıklanmasına önem verilmeli ve keneler tarafından ısırılmamak için gerekli giysiler kullanılmalı. Yenecek olan herhangi bir av etinin adamakıllı kaynatılması da gereklidir.
Tularemiye karşı tesirli bir aşı var mıdır ?
Evet, ancak tesirli olabilmesi için temastan en az üç hafta önce yapılması gerekmektedir. Avcılar, kasaplar, çiftçiler ve laboratuvar işçileri, bu gibi hayvanlarla temasları olanlar bu önleyici aşıyı yaptırmaları gerekmektedir.
Tularemi nasıl tedavi edilir ?
Streptomisin genellikle hastalığı süratle geçirir.
Devamını oku »

Bruelloz



Bruselloz yalnız insanlarda rastlanan bir hastalık mıdır ?
Hayır. Hayvanları etkiler, özellikle büyükbaş hayvanları, domuzlan ve keçileri. Brusella olarak adlandırılan bir mikropla gelir. İnsanlara bu hastalanmış hayvanların sütüyle, bu hayvanlarla ve bunların dışkılarına temasla gelir.
Bruselloz insandan insana bulaşır mı ?
Hayır.
Bruselloza yakalanma ihtimalleri olanlar kimlerdir ?
Bu hastalığa genellikle veterinerlerde, et ambalajcılarında, kasaplarda, süt hayvanı yetiştiricilerinde ve büyükbaş hayvan besleyenlerde rastlanmaktadır.
Brusellezun belirtileri nelerdir ?
Yüksek ateş, titreme, vücut rahatsızlıkları ve sancıları, çok fazla terleme ve kilo kaybı. Ateş genellikle gelip gidicidir ve arada uzun süre normal ateş olmaktadır. Bu belirtiler bir yıl veya daha uzun süreler devam edebilir. Bruselloz kronik olur ve tedavi edilmezse bu belirtiler daha birçok yıl devam edebilir.
Bu hastalığın akut bir türü var mıdır ?
Evet. Bu tür iki veya üç hafta süreli olur ve tifo, sıtma veya veremle karıştırılmamalıdır.
İnsanda bruselloz nasıl önlenebilir ?
Sütün pastörize edilmesiyle. Ayrıca etle uğraşmak zorunda olan kişilerin eldiven giymeleri gereklidir. Bu gibi kişilerde bütün deri yara ve bereleri derhal tedavi edilmelidir. Hasta olduğu teşhis edilen hayvanlar hemen ayrılmalıdır.
Devamını oku »

Veba nedir. nasil bulaşır



Veba nedir ?
Eski zamanlarda ve Ortaçağ’da, Avrupa’da ve Asya’da feci salgınlar halinde gelmiş olan çok vahim bir hastalıktır. O zamanlarda bu hastalık «Kara Ölüm» olarak tanınmaktaydı. Son büyük veba salgını 1900′de Hindistan’da olmuştu.
Veba günümüzde yaygın bir hastalık mıdır ?
Hayır. Vebanın ortadan kaldırılması için girişilen geniş çaptaki mücadelelerden sonra büyük salgınlara rastlanmamıştır.
Veba nasıl bulaşır ?
Vebayı getiren bakteriler fareler üzerindeki pirelerde bulunur. Bu hastalığı insanlara bu pireler bulaştırmaktadırlar.
Veba nasıl önlenir ?
Fareleri ortadan kaldırmakla.
Vebanın belirtileri nedir ?
Nöbet, ciddî titremeler, kusmak, büyük ölçüde susamak, sabahları gelen ishal, deride kan lekeleri ve lenf bezlerinin büyümeleri.
Hıyarcıklı vebası nedir ?
Bu ciğerlere tesir eden bir veba türüdür. Bu hastalık «droplet» enfeksiyonu ile insandan insana geçebilir.
Veba ciddî bir hastalık mıdır ?
Evet. Geçmiş yıllarda en öldürücü hastalıklardan biriydi. Ancak günümüzde geliştirilen streptomisin ve sulfa ilaçlarıyla eskiden % 90 oranında olan öldürücü tesiri % 20′ye indirilmiştir.
Devamını oku »

Cüzzam nedir



Cüzzam neden ileri gelir ?
Hansen basili diye adlandırılmış olan bir mikroptan ileri gelir.
Cüzzam çok bulaşıcı mıdır ?
Hayır. Cüzzam çok az bulaşıcı bir hastalıktır ve nasıl bulaştığı da kesin olarak bilinmemektedir.
Cüzzamın belirtileri nelerdir ?
Deri kalmlaşabilir ve deride yumrulara rastlanılabilinir. Saçların dökülmesi, kemiklerde ve eklemlerde meydana gelen şekil bozuklukları sinirlere tesirinden vücudun bazı yerlerinde his eksikliği, cüzzamın belirtileri arasında gelmektedir.
Cüzzamdan iyileşme imkânları var mıdır ?
Bu hastalığın cinsine ve ilerleme oranına bağlıdır. Bazı hallerde bir kısım tahribat olduktan sonra belirtiler kendiliklerinden kaybolur ve sonradan yeniden kendilerini gösterirler. Bazı hallerde hastalık yirmi yıl ve bazen de daha uzun süre devam eder.
Cüzzamı tesirli şekilde tedavi etmek yolları var mıdır ?
Evet. Birçok sulfone ilâçlarıyle çok iyi sonuçlar elde edilmiştir. Tedavi özel hastanelerde ve kesimlerde yapılmaktadır. Günümüzde çabuk teşhis ve iyi plânlanmış tedavi yöntemleriyle cüzzamın tahribatının durdurulması ve tedavi edilmesi şansları yüksektir.
Devamını oku »

Tifo nedir nasil bulaşır



Tifo nedir ve bu hastalığa nasıl yakalanılır ?
Tifo, tifo basillerinin meydana getirdiği genel bir hastalıktır. Mikroplanmış gıda maddelerinden, süt ve sudan bulaşır (genellikle bulaşık pisliği veya suların bulaşmasıyla). Sinekler yoluyla de yayılabilmekte olan bu hastalık, aynı zamanda enfekte olan bir maddeyle yapılacak temasla da bulaşabilmektedir.
«Tifo taşıyıcısı (portör)» ne demektir ?
«Tifo taşıyıcısı» bu hastalığı bir kez çeken, tamamen iyileşmiş olan, fakat canlı mikropları vücudunda taşımaya devam eden kişidir. Bu gibi bir taşıyıcı, özellikle gıda maddeleri ile ilgili bir meslektense, hastalığın toplumda büyük ölçüde yayılmasına neden olabilecektir.
Tifonun yayılmasını önlemek için başvurulacak metotlar nelerdir ?
İçilecek ve kullanılacak suların temizlenmesi ve sütlerin pastörize edilmesi gerekli tedbirlerdir. «Tifo taşıyıcıları» teşhis edildikten sonra başkalarının yiyecekleri maddelerden uzak tutulmalıdır. Tifo vakalarının erken teşhis edilmesi ve hastanın öteki insanlardan tecrit edilmesi gereklidir. Tifoya yakalanan hastanın bütün giysileri, eşyaları ve dışkıları sterilize edilmeli ve bu hastanın başkaları ile teması önlenmelidir.
Tifoyu önleyen aşılar tesirli midir ?
Evet. Bağışıklığı artırmak için yapılan ek aşılar eğer her üç veya dört yılda bir yapılırsa hastalığa karşı bağışıklığı artırmaktır. Tifo aşıları aşağıda gösterilen hallerde yapılmalıdır:
a. Su temizliği şüpheli olan ve tifo vakaları olduğu bilinen bir ülkeye seyahat ederken,
b. Tifo salgınlarında.
c. Bu hastalığa yakalanmış bir kişi ile temas edilmişse.
Tifo hastalığında kesin teşhis nasıl elde edilir ?
Hastalığın ikinci haftasında pozitif (müspet) belirtiler gösteren özel bir kan muayenesi usulü vardır. Bunun adı Gruber-VVidal testidir. Ayrıca, genellikle hastalığın ilk haftasında hastanın kan, idrar veya dışkısından laboratuarda geliştirilen bir mikroptan hastalık teşhis edilebilinmektedir.
Tifoda mikropların gelişmesi devri (incubation perios) nin süresi ne kadardır ?
Genellikle dört ilâ altı hafta.
«Pembe noktalar» neyi ifade eder ?
Bunlar deride, genellikle göğüste ve karında meydana gelen küçücük kırmızımtırak noktalardır. Bunlar çoğunlukla hastalığın yedinci ve onuncu günleri arasında belirir.
Tifonun ciddî komplikasyonları olabilir mi ?
Evet, En ciddî iki komplikasyon bağırsaklarda kopma ve bağırsaklarda kanama olmasıdır. Ancak, bunlar çok kez meydana gelmez.
Tifo hastası ne kadar süre sonra yataktan çıkabilir ?
Ateşi normale düştükten bir hafta sonra yatakta oturur vaziyete getirilebilinir. Bundan üç dört gün sonra da yataktan çıkabilir.
Bir tifo hastasının iyileştiği nasıl anlaşılır ?
Devamlı olarak yapılan dışkı tahlilleri ve kültürleri tifo mikrobunu göstermeyinceye kadar ve tam bir «menfi» (negatif) rapor alınınca. Bu tür tahliller hastanın «tifo taşıyıcısı» olmadığını da tespit edecektir.
Günümüzde tifo nasıl tedavi edilir ?
a. Yatakta istirahat.
b. Gereken besinin alınmasını temin için alınacak ilâçlar.
c. Çabuk bir tedaviyi geliştireceğini göstermiş olan yeni tür antibiyotiklerin alınması.
Devamını oku »

Sıtma



Sıtma nedir ?
Dört tip parazitten biriyle gelen bulaşıcı bir hastalıktır. Mikrobu taşıyan bir sivrisineğin ısırmasıyla veya sıtmalı birinden kan nakli yapılmasıyla gelmektedir.
Sıtmanın teşhisi nasıl yapılır ?
Hastanın kan hücrelerinde bir sıtma parazitinin bulunmasıyla. Sıtmalı bir bölgede bulunmuş olan kişide periyodik titremeler ve ateş yükselmesi görüldüğü zamanlar bu hastalıktan şüphe edilmelidir.
Sıtmayı önleyici bir aşı var mıdır ?
Hayır.
Bu hastalık nasıl önlenebilir ?
Sivrisineklerin üremesi için yararlı yerleri ortadan kaldırılması veya kontrol altına alınmasıyla. Mikroplu sivrisineklerin bulunduğu bilinen yerlerde cibinlik, kapı ve pencerelerde sinek teli kullanılmasıyla. Bu şekilde hastalığı getirebilecek sivrisineğe karşı korunulmuş olunacaktır.
Sıtmanın etkili tedavi yolu var mıdır ?
Evet. Vakaların büyük çoğunluğu atabrin veya klorokin (chloro-quine) gibi ilâçlarla tedavi edilebilmektedir. Bunlar şimdi eskiden kullanılmakta olan kininin yerini almışlardır. Son yıllarda bu ilâçların da tesir göstermediği bir sıtma paraziti görülmüştür. Bu yüzden yeni tür ilâçların bulunması için bilimsel araştırmalar aralıksız devam etmektedir.
Sıtma tam olarak tedavi edilmediği takdirde uzun süre tekrarlama eğilimleri gösterebilir mi ?
Geçmiş yıllarda, sıtmalılar yıllar boyunca arada sırada sıtma nöbetlerine yakalanırlardı.
Devamını oku »

Sağlığın aynası tırnaklar



Tırnaktaki beyaz lekeler magnezyum eksik­liğinin, dikey tırnaklar ise sindirim sistemin­deki sorunun işaretidir.
Her insanda ortalama olarak 1 mm uzayan tır­naklar, fiziksel durumun da haritası olarak kabul ediliyor. Tırnakların şekli ve rengi, sağlık duru­mu hakkında bilgi veriyor.
Tırnağın renginin çok önemli olduğunu söyle­yen uzmanlar, sağlıklı bir insanda tırnak altında­ki rengin pembe olduğunu, en küçük bir deği­şikliğin özellikle vitamin eksikliğine işaret ettiği­ni belirtiyor. Buna göre, tırnaktaki beyaz lekeler magnezyum eksikliğinden kaynaklanıyor. Eğer tırnak rengi pembeden çok kırmızıya kaçıyorsa, bu kandaki kolesterol oranının artmış olduğunu gösteriyor. Bu renk tırnaklar karaciğerde ve kalp damarlarında bir rahatsızlığın habercisi de olabi­liyor. Kırmızı ile mor arası renkteki tırnaklar ise fazla şeker tüketiminden ortaya çıkıyor, uzman­lar, kolay kırılan tırnakların sebze ve meyve ba­lık tüketiminin azlığından kaynaklanan vitamin eksikliğinin karaciğere yansıması olduğunu be­lirtiyor. Yatay ve düz tırnaklar aşırı stresin ha­bercisi olarak değerlendirilirken, dikey tırnaklar sindirim sisteminde bir sorun olduğunun göster­gesi sayılıyor.
Devamını oku »

Osteoartrit



Osteoartrit nedir ?
Özellikle orta yaşlı ve yaşlılarda kendisini gösteren bir oynak has­talığıdır. Hastalığın genellikle yıllarca olagelen yorulma ve yıpranmadan veya eklem dokularının hatalı veya yetersiz derecede teda­vi edilmesinden ve yaşlanmada görülen metabolik değişmelerden ileri geldiği sanılmaktadır.
Osteoartrit en çok hangi eklemlerde görülür ?
Dizler kalçalar ve omurga kemiği gibi ağırlık taşıyan eklemlerde.
Osteoartritin genel belirtileri nelerdir ?
Devamlı olarak artan bir katılık ve bükülmezlik; etkilenmiş eklemde rahatsızlık veya acı.,Bu acı…bir dinlenme devresinden sonra ve sabahları veya bir yerde bir süre durduktan sonra duyulabilir. Böyle bir hareketsizlik veya duraklama devresinden sonra hastanın et kilenmiş ekleminin eski hâline gelmesi için kısa bir süre geçer. Etkilenen eklem hafif bir şişkinlik gösterebilir. Bu eklem eğildiği veya uzatıldığı zaman; hasta avuç içi üzerine yerleştirdiği zaman bir büzülme hissedilebilir.
Bu hastalığın çoğunluk vakaları sakatlığa veya şekil bozukluğuna yol açmaz, ancak eklemde değişik oranda sertlik ve bükülmezlik görülür. Bunlar da hastanın yavaşlaması ve daha sınırlı fizikî faa­liyette bulunmasına ihtiyaç gösterir.
Osteoartritin sonuçları ne olabilir ?
Bu hastalığa tutulmuş olanların sakat kalmak, yatalak olmak veya büyük ölçüde hareketlerini kısıtlama ihtiyacı duymaktan korkma­ları için bir neden yoktur.
Osteoartrit önlenebilinir mi ?
Gerçekten hayır. Fakat düzgün duruşa önem vermek, düztaban hal­lerinin giderilmesi, fazla şişmanlığın önlenmesi, normal yemek ve hayatî metotlara dikkat edilmesi, genel sağlık bakımı, eklemlerin dayanıklığma büyük ölçüde yardımcı olur ve bu durumun gelme­sini büyük ölçüde önler.
Osteoartrit kısmen veya tamamen tedavi edilebilir mi ?
Psikoterapi, kilo kaybı, eklem iltihaplarının ilâçla hafifletilme­si, hastalanan eklemlere yük binmemesi için doktorların tavsiyesine uymakla hafifletilebilir. Bu artritten ileri gelen sakatlık ve şekil bozukluklarını giderici eklem ameliyatları yoluyla kısmen iyileştirilebilir.
Parmakların en uçtaki oynak yerlerinde çok kez görülen soğancık benzeri yumrular nelerdir ?
Bunlar osteoartrit belirtileridir. Bunlar bazen acı ve sertlik emareleri gösterirlerse de parmakların ciddî şekilde sakatlanmasına yol açmazlar.
Devamını oku »

Travmatik artrit



Travmatik artrit nedir ?
Bir darbe veya zorlamayla zarar gören bir eklemin aldığı yaranın iltihaplanmasıdır.
Bu tür artritin tedavi yolu nedir ?
Söz konusu eklemin sıkı bir bandajla veya alçıya alınmak suretiy­le hareketsiz hale getirilmesi ve iltihaplanma durumunun tama­men ortadan kalkıncaya kadar bu şekilde tutulması.
«Dizde su toplanması» deyimi ne demektir ?
Genellikle bir darbe veya zorlamayla dizkapağında baş gösteren bir yaradan ileri gelen artrite denir.
Bir eklemden sıvı akıtmak ne demektir ?
Bir eklem zedelendiği vakit çok kez su toplar. Birçok vakalarda bu eklem iğne ile delinerek içerisinde toplanan su dışarıya sızdırılır.
Travmatik artrit tam anlamıyla tedavi olunur mu ?
Evet. Bu gibi yaraların büyük çoğunluğu birkaç hafta içerisinde iyileşir.
Devamını oku »

Gut artriti



Gut nedir ?
Vücudun kimyasal sisteminde bir bozukluk olan gut, büyük ölçüde fazlalık gösteren ürat üretiminin artmasına yol açar. Böylece bu üratlardan anormal derecede fazla miktarlar kıkırdaklarda, ke­miklerde, böbreklerde, deride, bursada ve başka dokularda topla­nır.
Bu fazla ürat toplandıkları dokulara zararlı mı olurlar ?
Evet.
Gut bir kol veya bacağın kaybına neden olur mu ?
Hayır.
Gut artriti nedir ?
Ayak parmaklarında, ayaklarda, ayak bileklerinde, ellerde ve el bileklerde şiddetli sancılarla kendisini gösteren bir hastalıktır. Has­talığın en klasik şekli ayakların başparmağında kendini gösterir.
Gut artriti esaslı bir şekilde tedavi edilebilir mi ?
Evet. Gut nöbetlerinin çoğunluğunu önleyebilecek ilâçlar vardır. Bunlardan en çok kullanılanı allopurinâl «Zyloprin» dir. Had nöbetlerini hafifleten ilâçlar arasında «Celchicine», «Butazolidin» ve «Benemid» vardır. Bu ilâçlarla hazırlanan karışımlar devamlı ola­rak alındığı zamanlar gut nöbetlerin büyük bir çoğunluğu önlene­bilinir.
Gut veya gut artritin zamanında tedavisiyle eklemlerin devamlı ola­rak tahrip edilmesi ve ayrıca tekrarlayan nöbetler önlenebilinir mi ?
Evet.
Gut bir ailevi hastalık olabilir mi ?
Evet.
Guta erkeklerde kadınlardan fazla oranda mı rastlanır ?
Evet. Yirmide bir oranında fazla rastlanır.
Had bir gut nöbetini ne gibi faktörler meydana getirir ?
Nöbetler genellikle ameliyatlardan sonra, aşırı derecede alkol alın­mış olmasından, aşırı derecede perhizlerden, duygusal sarsıntılar­dan ve fazla üşümekten ileri gelebilir. Bazı ilâçlar özellikle ağız­dan alınan ve idrarı artıran tipler, kandaki ürik asidi yükselterek had gut nöbetlerine neden olabilirler. Ancak yukarıda sayılan fak­törlerden hiçbiri olmadan da bir had gut nöbeti gelebilir.
Gut bir «zengin» hastalığı olduğu doğru mudur ?
Bu iddia doğru değildir. Hastalığa her gelir sınıfında rastlanabilinir.
Lokallize bir gutun fizikî görüntüleri nelerdir ?
Acı, kolayca incinmek ve bir eklem civarının şişmesi.
Tedavi görmeyen gut artriti ne gibi ilerlemeler gösterir ?
Had bir nöbet iki günden on dört güne kadar sürebilir. Bu gibi nö­betler birkaç ay arası veya yılda bir ve bazen de daha uzun süre aralıklarla gelebilir. Aradaki sürelerden hasta genellikle hiçbir hastalık belirtisi göstermez ve herhangi bir sancıya maruz kalmaz. Hasta tedavi görmediği takdirde bu nöbetlerin gelmesi sıklaşır, da­ha uzun sürer ve daha fazla devamlı sakatlıklara neden olur. En sonunda eklemler, özellikle el ve ayaklardaki eklemler çarpık bir halde kalırlar ve bunları artık tedavi etmek imkânı kalmamış ol­duğundan önemli sakatlıklara neden olabilirler.
Gut artritinin olup olmadığı nasıl anlaşılır ?
Kanda yüksek ölçüde ürik asit bulunmasiyle anlaşılır.
Devamını oku »

Bakteriyel artrit



Bakteriyel artrit nedir ?
Streptokok, stafilokok, gonokok, vb. gibi bakterilerden bir eklem çevresinde ileri gelen bir enfeksiyondur.
Bakteriyel artritin tedavi usulleri nelerdir ?
Eğer enfeksiyon ciddî ise cerahatin alınır tası için cerrahî müdaha­le gerekli olabilir. Bu gibi hallerde durumun kötüleşmesini önlemek için antibiyotik ilâçların kullanılması çok yararlıdır.
Bakteriyel artritten bir eklemin devamlı olarak sakat kalması müm­kün müdür ?
Evet. Bazı vakalarda hastalanan eklemin etrafındaki zarlar enfek­siyondan harap olabileceğinden eklem hareketsiz kalabilir.
Günümüzde bakteriyel artrite fazla rastlanmakta mıdır ?
Hayır. Vücudun başka yerlerindeki bakterilerin zamanında teda­visiyle genellikle bakterilerin eklemlere girmesi önlenmektedir. Antibiyotik ilâçlar gonore, stafilokok ve streptokok enfeksiyonlarının artrit getirmesi olayları büyük ölçüde azalmıştır.
Devamını oku »

Kulak, burun vb. deldirme işlemini abartmayın



Kulak memesi deldirilmesi bedenin en az tehlikeli olan bölü­müdür. Kulağın diğer yerleri kıkırdak içerir ve kulak memesinden daha uzun sürede iyileşir.
“Bu ülkede yapılan beden deldirmelerinin yansı profesyonel değil amatör kişilerce yapılmaktadır,” diyor Pittsburg Üniversitesi Dişçilik Bölümü profesörlerinden Dennis Ranalli. “Çocuklar bunu kendi aralarında yapmaktadırlar.” Gerçekten de internetten yetmiş beş dolara deldirme işlemi için gerekli olan aletleri içeren bir “pier-cing kit”i almak olasıdır. Bu kitin içinde antiseptik yoktur.
“Şu anda bana gelen bir hastam topluiğneyle gözkapaklannı delmiş. Şimdi gözkapaklan iltihap ve enfeksiyon içinde,” diyor du­daklara yapılan piercing’i inceleyen Dr. Ranalli. Profesörün bizlere piercing’le ilgili anlatacağı birçok korku dolu öykülerden biri de Ludwig anjini (alt çene açısı civarında ağız zemininin flegmonu) ile bakterilerle ilgili endokard iltihabı (kalp dokularının enfeksiyo­nuydun Dr. Ranalli piercing aracılığıyla HTV mikrobunun bulaştı­ğını, dudak piercing’iyle kan basıncının yükseldiğini belirtiyor.
“Bu tür belirtileri yalnızca piercing yaptırdığınız bölgede his­sedip, “Ah, dilim acıyor,” gibilerinden şikâyetlerle sınırlı kalmaz,” diyerek şöyle devam ediyor Dr. Ranalli. “Bu tür şikâyetler çok cid­di, yaşamı tehdit edici boyutta olabilir. Bu tür şikâyetlerin tedavisi de sanıldığı kadar kolay değildir.” Dr. Ranalli korktukları için diş­çiye gitmeyen, ama en ilkel koşullarda piercing yaptıran çocuklann durumuna hayret ediyor. “Dişçiye gitmiyorlar ama dillerine koca­man bir delik açmaktan da korkmuyorlar. İşte bu çok garip,” diyor Dr. Ranalli.
Oregon Sağlık Bakanlığı’nın yaptığı bir araştırma bedenin her­hangi bir verine yaptırılan piercing’in enfeksiyona neden olma olasılığı kulak memesinin delinmesiyle oluşacak sorunlardan yüzde 50 daha fazla olduğunu ortaya çıkarmıştır.
Devamını oku »

Deri alerjileri



Bazı genel deri alerjileri hangileridir ?
a.Birisinin hassas olduğu maddelerle teması ile ileri gelen deri il­tihabı (dermatitis).
b.Zehirli sarmaşık. (Bu bir nevi dermatisis hastalığıdır).
c.Atopik deri iltihabı (dermatitis) veya egzama.
d.Ürtiker.
Temasla gelen deri iltihabı (dermatitis) nedir ?
Bu alerjik hastalıkların en yaygınlarından biridir. Hastanın, fazlasıyla hassas olduğu bir maddenin derisi ile teması sonucu mey­dana gelir. Bunlardan birisi zehirli sarmaşıktır. Deri iltihabı (dermatitis) belirtileri derinin kızarması ve kaşınmasıyla başlar; son­radan şişkinlikler, çatlaklar, dışa sızıntılar, kabuk bağlamalar ve dökülmeler meydana gelir. Bu belirtiler kendilerini bir yerde gös­terebildiği gibi bütün vücudu da kaplayabilir.
Temasla ileri gelen deri iltihabını genellikle hangi maddeler meydana getirir ?
Kimyevî maddeler, bitki yağları, kozmetikler, vücut kokusunu önleyici losyonlar, ağız temizleyici ilâçlar, ilâçlar, giyecekler, plâstikler, boyalar vs. Bunlara olan hassasiyet geniş ölçüde değişiktir.
Temasla ileri gelen deri iltihabının tedavi usulleri nelerdir ?
Kriz hallerinde antihistamin ilâçların verilmesi ve deri tahrişleri­nin giderilmesi için gereken ilâçlara başvurulmasıyla. Ayrıca alerjiyi meydana getiren maddenin tespiti ve bundan sonra bu mad­deyle temastan kaçınmakla. Çok kez kortizon gibi bir steroit’e baş­vurmak gerekli olur.
Atopik deri iltihabı nedir ?
Bu, özellikle bebeklerde rastlanan bir deri egzamasıdır ve genellik­le bir besin maddesine duyulan hassasiyetten ileri gelmektedir. Bu gibi hastalıklar genellikle irsidir.
Ürtiker nedir ?
Bu hastalık, deride çeşitli adetlerde ve muhtelif büyüklükte görü­nen kabarcık veya sivilcelerden meydana gelen bir alerjidir. Bu kabarcıklar ve sivilceler bazen çok büyük olur ve çok kaşıntıya yol açarlar. Bunlar dudaklarda, yüzde, dilde, boğazda, kulaklarda, ve­ya vücudun başka yerlerinde meydana gelebilirler.
Ürtiker veya kurdeşenin sebepleri nelerdir ?
Bunlar genellikle bir gıda maddesi veya bir ilâca karşı duyulan al-lerj iden ileri gelmektedirler.
Ürtikerin belirtileri nelerdir ?
En rahatsız edici belirti aşırı kaşıntıdır.
Ürtikeri meydana getiren maddeler genellikle hangileridir ?
Balık, deniz mahsulleri, fazla baharatlı yemekler ve aspirin, en çok ürtiker yapan şeyler1 arasında gelmektedir.
Ürtikerin tedavisi nasıl yapılır ?
Dokunan madde veya yiyecekten alınmamasıyla ve gereken anti-alerjik ilâçları kullanmakla. Önemli zamanlarda adrenalin veya benzeri ilâçlar alınmakla krizli durum hafifletilebilir.
Ürtiker bir kez tedavi edildikten sonra yeniden tekrarlar mı ?
Evet. Ürtikere yol açan gıda maddesi yeniden yenildiği takdirde.
Çocuklar büyüyünce deri alerjileri geçebilir mi ?
Evet.
Deri alerjileri olan çocukların büyüyünce başka alerjilere de meyil­leri olabilir mi ?
Evet. Çünkü deri alerjisi vücutta alerjik meyillerdin ancak bir ta­nesidir.
Devamını oku »

İlaç alerjisi



Hangi ilaçlar alerjik tepki gösterebilir
Hasta bunlara hassas ise pratik bakımdan her ilâç.
Bir insanın, bir ilâca alerjisi olup olmadığı önceden tespit edilebilir mi ?
Hayır.
Bir ilâca karşı alerji teşhisi nasıl konabilir ?
Hastanın özgeçmişini uzun uzadıya kontrolden geçirmekle.
İlâçtan ileri gelen alerjilerin belirtileri nelerdir ?
Bu alerji, burun zarı iltihabı, ürtiker, astım krizleri veya deride yaralarla kendisini gösterebilir.
İlâçtan gelen alerjiler tehlikeli olabilir mi ?
Evet. Aspirin gibi bir ilâca alerjik olan bir hasta tek bir aspirin tableti almak sonucu ölebilir.
İlâç alerjisi irsiyede bağlı mıdır ?
Hayır. Bu tip alerji bir hassasiyetten ileri gelmektedir.
İlâç alerjileri deride yapılan testlerle tespit edilebilir mi ?
Hayır.
İlâç alerjileri nasıl tedavi edilir ?
İlâç alerjilerinin tedavisinde en başarılı olan steroid ve antihistaminik ilâçlarıdır.
Devamını oku »

Böcek alerjisi



Bal arısı, yabanî arı ve eşekarısı sokmalarına karşı alerjik olan kişiler sokulmamak için tedbir alabilirler mi ?
Evet. Önceden alınacak bazı tedbirlerle böyle sokma imkânları kısmen önlenebilir:
a.Her nevi yiyecek maddesi bu böcekleri cezbedebilir. Dışarıda yemek pişirmek veya yemek, ev hayvanlarına dışarıda yiyecek vermek, açık bırakılan çöp tenekeleri, bir çocuğun yemekte olduğu tatlılardan döküntüler bu gibi böcekleri cezbedebilir. Yemekler yeninceye kadar örtülü tutulmasıyla, çöplüklerin son derece te­miz tutulmasıyla, çöp tenekelerinin ve ev dışındaki dinlenme yer­lerinin devamlı püskürtme ilâçlarla ilaçlamak bu gibi böcekle­ri uzaklaştırır
b.Bahçelerde elektrikli bahçe kırpma makasları, traktörler, mo­torlu biçme makineleri kullanılmamalıdır.
c.Parfümler, saç spreyleri, saç losyonları, güneş losyonları ve baş­ka birçok kozmetik böcekleri cezp ettiklerinden bunların kulla­nılmasından kaçınılmalıdır. Böceklerin kapılabileceği bol giysi­ler, parlak renkler, çiçekli kumaşlar ve siyah renkli elbiselerden kaçınılmalıdır. Beyaz, yeşil ve hâki renkleri ne arı türlerini cezbeder ne de sinirlendirir.
d.Sert toprak veya kumluk yerler dışında daima ayakkabı kul­lanılmalıdır.
e.Sağduyu sahibi olunduğu zamanlar bazı sokmalar önlenebilinir. Kolların sallanması arıları kaçırmayacağından bu hareket­ten kaçınılması ve arıları çekebilecek başka hareketler de ya­pılmaması gereklidir. Bütün anî hareketler arıların saldırısını artırabilir. Her zaman etrafa bakınmak ve dikkatli olmak da bir­çok sokulma vakasını önleyebilir.
Böcek sokmalarına karşı hassas olan kimseler başka ne gibi tedbir­ler alabilirler ?
Bu gibiler dışarıda bulundukları.zamanlar yanlarında daima içe­risinde enjeksiyon için epinephrine, antihistemin tabletleri ve kan akıntısını durdurmak için kola veya bacağa sarılan sıkı bir sargı bulunan bir ilâç takım çantası bulundurmaları gereklidir. Bir sokma olayı meydana geldiği zaman bu ilâçlardan gerekenler der­hal kullanılmalı ve bir doktora başvurulmalıdır.
Böcek sokmalarına alerjik olanlar profilaktik yoldan tedaviye tâbi tutulabilirler mi ?
Evet. Bu gibiler böceklerin özleriyle teste tâbi tutulabilirler ve alı­nan sonuca göre gerekli özle hazırlanacak ilâçla (hyposensitize) tedavi edileceklerdir.
Devamını oku »

Fiziki alerji



Fizikî alerji nedir ?
Sıcak, soğuk, ışın veya mekanik iritasyonla meydana gelen anor­mal bir haldir.
Fizikî alerjinin belirtileri nelerdir ?
Fizikî alerjinin iki tür tepkisi vardır: Temas tepkileri ve refleks tep. kileri. Temas tepkisi fizikî etken ile temasta ve yerde ileri gelir. Meselâ soğukla temas eden vücut kısımlarında meydana gelen kur­deşenler. Refleks tipi tepkiler vücudun temasla uzak kalan doku­larında gelişebilir: Meselâ sıcak veya soğuktan ileri gelebilecek astımatik bir kriz veya ürtiker. Tahriş edici bir maddeden dolayı ile­ri gelebilecek refleks tipi bir fizikî alerji o kadar şiddetli olabilir ki bu bayılma veya şuur kaybetme halleri meydana getirebilmek­te ve bazı hallerde denizde boğulmalara neden olmaktadır.
Fizikî allerj ilerin tedavileri hangileridir ?
Tedavi, bu tip alerjisi olan bir hastayı kısa sürelerle fakat uzun bir zaman için sıcağa, soğuğa veya başka tahriş edici bir hale maruz bırakmaktır. Hasta bu yolda tedaviyle hassas olduğu fizikî hale karşı bir derece tolerans göstermeye başlayabilir. Meselâ, hasta­nın durumuna göre yavaş yavaş soğutulan veya ısıtılan günlük banyolar hastanın soğuğa veya sıcağa karşı hassasiyetini ortadan kaldırabilir. Bazen de antihistaminik ilâçları hassasiyetin kaybol­ması için yararlı olabilir.
Devamını oku »

Saman nezlesi



Saman nezlesi nedir ?
Saman nezlesi özellikle ağaçlardan ve otlardan gelen tozlardan, mantar tozlarından ve bazen de bunların birleşimlerinden meyda­na gelen bir solunum alerjisidir. İlkbahar ve yaz aylarındaki sa­man nezleleri, özellikle yukarıda belirtilmiş tozlardan ileri gelmek­tedir. Ağustos ayı ortasında başlayan ve eylül sonuna veya erken don mevsimine kadar süregelen sonbahar türü ise, özellikle yabanî ot ve mantar tozlarından ileri gelmektedir.
Saman nezlesinin belirtileri nelerdir ?
Şişkin, kaşıntılı ve damlayan gözler, kapalı, tıkanık veya devamlı akan bir burun, gözlerde,’ damakta ve boğazda bazı belirtilerdir. Bu alerjinin getirdiği şiddetli hapşırma halleri birkaç dakikadan birkaç saate kadar sürebilir. Sinüs enfeksiyonları genellikle saman nezlesiyle ilgili görülür. Bazı hallerde saman nezlesi mevsiminde astım da gelişebilir.
Saman nezlesi insan vücuduna nasıl girer ?
Tozlar solunum yolu ile vücuda girer. Bazı kişilerde solunum yolu ile alman polen tozlar veya mantar tozları (alerjenler )> birçok gi­rişten sonra, vücut içinde «antikor» lar meydana getirebilir. Bu an­tikorların vücut içinde gelişmesi bazen aylar bazen de yıllar ister. O zamana kadar hiçbir şekilde kendisini göstermez. Ancak, bu has­sas antikorlardan yeterli sayıda yetişenleri olunca (polen), toz ve mantarların dokularla temasa geçmesiyle saman nezlesi gelişmiş olacak ve meydana çıkacaktır.
Gül nezlesi saman nezlesi ile aynı mıdır ?
Gül nezlesi bir tür saman nezlesidir. Fakat bu ad artık çok az kul­lanılmaktadır. Aslında bu nezle güllerden değil, otlardan çıkan polenlerden gelmektedir.
Alerji «compositae» familyasından uzun saplı sarı bir çiçekten de ge­lebilir mi ?
Hayır. Alerji genellikle amhrosia otunun polenlerinden ileri gel­mektedir.
Saman nezlesi bulaşıcı mıdır ?
Hayır.
Saman nezlesi irsiyet ile geçer mi ?
Hastalık temayülü irsi yollar ile geçebilir.
Yıl boyunca süregelen saman nezlesi nedir ?
Bu duruma aynı zamanda burun iltihabı «rhinitis» denir ve çok kez sinüslerin iltihaplanmasıyla karıştırılır. Yıl boyu süregelen sa­man nezlesinde akan ve kaşıntı yapan gözler, hapşıran ve akan bu­run yıl boyunca bu illetlerden kurtulamazlar. Ancak bu tür allerji mevsimlik allerj enlerden değil, mevsim dışı alerjenlerden meyda­na gelmektedir. Meselâ ev tozlarından, tüylerden, hayvan kıllarından hatta yemeklerden, bazı zamanlarda da bakterilerden doğan enfeksiyonlardan da ileri gelebilir.
Hava şartlarının saman nezlesine tesiri nedir ?
Saman nezlesinin şiddeti havada polenin miktarı ve hastanın has­sasiyetine bağlıdır. Serin, bulutlu, rüzgârsız ve yağmurlu bir hava­da hastada çok kez hiçbir belirti görülmez. Hava sıcak, kuru, gü­neşli veya rüzgârlı olduğu zamanlar belirtilerde artış görülür. Has­talar ıslaklığa veya rutubete karşı alerjik iseler rahatsızlıklarında serin, veya yağmurlu günlerde artış olur. Polenlerin büyük çoğun­luğu bitkilerden saat 6 ile 13 arasında çıkar. Bunun için bu saatler hastalar için en kritik saatlerdir.
Saman nezlesinin yaygınlığı ne ölçüdedir ?
Genellikle nüfusun yaklaşık olarak % 2′si ile 3′ü olduğu tahmin edilmektedir.
Saman nezlesi nasıl teşhis edilir ?
Hastanın geçmişi etüt edilerek, polen ve mantar ile yapılan cilt üzerindeki testlerden.
Polenden başka maddeler de saman nezlesini şiddetlendirebilir mi ?
Evet. Pollen mevsiminde tütün dumanı, taze boyalar, kuvvetli par­fümler, haşarat ilâçları ve ev tozları saman nezlelerini şiddetlendirebilirler. Ayrıca çikolata, mısır, kavun ve karpuz, ve bal gibi tatlı sıvılar, kiraz, şeftali gibi mevsim meyvelerin yenmesi, alerji belirtilerinin artmasına neden olabilir.
Saman nezlesi tedavisiz iyileşebilir mi ?
Evet, ama buna pek nadir olarak rastlanır.
Saman nezlesi tedavi edilmediği takdirde ne gibi komplikasyonlar meydana gelebilir ?
Tedavi olmayan saman nezlesi hastalarının yaklaşık % 30-60′mda bu hastalık astıma yol açar.
Saman nezlesinin tedavisi nedir ?
Üç metot vardır:
a.Mevsim arası metodu. Bu metotta hastalar, bitkiler bitki tozla­rını saçarken tedaviye tâbi tutulurlar. Alerjinin kontrol altında tutulabilmesi için gerekli tedavinin her gün veya iki günde bir yapılması gereklidir.
b.Mevsim öncesi metodu. Bu metotta pollinating mevsiminden yaklaşık üç ay önce tedaviye başlanır ve enjeksiyonlar beş ile yedi gün arası yapılır. Böylece mevsim başladığı zaman hasta­nın hastalığa karşı direnci yüksek bir dereceye çıkarılmış olur.
c.Yıl boyu metodu. Bu metotta enjeksiyonlar haftada bir yapılarak azami dayanıklılık temin edildikten sonra bu enjeksiyonlara dört hafta daha devam edilmelidir.
Saman nezlesinin enjeksiyon yoluyla tedavi usulünün komplikasyonları olabilir mi ?
Bazen kol şişebilir veya hastada hastalığın genel belirtileri görü­lür. Bazen de alerjik kriz normalden daha şiddetli olur veya şid­detli kaşıntı halinde kendisini gösterebilir. Bu gibi belirtiler enjek­siyon yapıldıktan birkaç saniyeden yarım saat sonraya kadar mey­dana gelebilir. Bunun için hastanın bir enjeksiyondan sonra bir süre alerji uzmanının muayenehanesinden ayrılmaması iyi olur.
Saman nezlesi enjeksiyonlarının tepkilerini hafifletmek için ne yapı­labilir ?
Alerji uzmanında bu gibi tepkileri zararsız hale getirebilecek ilâç­lar daima mevcuttur.
Antihistamik ilaçlar saman nezlesinin tedavisinde faydalı olabilir mi ?
Bunlar saman nezlesinin belirtilerini hafifletmek için çok faydalı­dırlar. Ancak bu tip ilâçların büyük çoğunluğu uyuşukluk ve baş dönmeleri gibi tehlikeli yan tesirlere sebep olurlar. Bunların enjek­siyon yerine kullanılmaları doğru değildir. Üstelik bunlar saman nezlesinin bir komplikasyonü olarak astımın gelmesini de önleye­mez.
Saman nezlesi kortizon gibi «steroit» ilâçlarla etkili bir şekilde tedavi edilebilir mi ?
Allerjiyi hafifletmekte bunlar yararlı olabilir. Ancak bunlar Stan­dard tedavi usulleri olarak kullanılmamalıdır.
Klima cihazları ve oda filtreleri saman nezlesinin tedavisinde yararlı olabilir mi ?
Evet. Yararlık oranları ise hastanın bu gibi odalarda ne kadar va­kit geçirebileceğine bağlıdır.
Klima cihazları bazen saman nezlesinden alerjisi olanlara zararlı ola­bilir mi ?
Bazı hastaların durumu klima cihazları kullanıldığı yerlerde daha da kötüleşir. Onun için, böyle bir cihaz alınmadan hasta bunların, kendisine yararlı olup olmayacağını, tecrübe yoluyla tespit etme­lidir.
Saman nezlesi geçtikten veya tedavi olduktan sonra yeniden tekrar­lanır mı ?
Evet. Bir hastada yıllar boyu hiçbir belirti görülmedikten sonra bi­le hastalık şiddetli bir şekilde tekrarlanabilir.
Saman nezlesi olan bir hasta için hayatı boyunca tedavi gerekebilir mi ?
Her zaman değil. Bir hastanın ne süre enjeksiyona ihtiyacı olaca­ğı öngörülemez. Fakat birçok vakada tedavi üç ile beş sene arasın­da sona erebüir.
Bir alerji uzmanı alerjik hastasının tedavisine ne gibi şartlarda son verir ?
Hasta peşi peşine iki yıl hiçbir rahatsızlık göstermediği zaman.
Duygusal hallerin saman nezlesine etkileri var mıdır ?
Evet. Herhangi duygusal bir kriz hastalığın hızını şiddetlendirebilir.
Saman nezlesinden rahatsız olan hastaların fizikî faaliyetlerini kıs­maları gerekli midir ?
Evet. Fazla fizikî yorgunluğun saman nezlesini şiddetlendirdiği gö­rülmüştür.
Saman nezlesi mevsiminde cerrahı müdahale yapılmalı mıdır ?
Saman nezlesinden şikâyetçi hastalara ancak acil vakalarda ame­liyat yapılmalıdır. Şiddetli hapşıran bir hastaya muhakkak suret­te gerekmediği takdirde ameliyat yapılması doğru olmaz. Anestezi saman nezlesi hastasının burnuna tahriş edici tesir yapabilir. Mevsim içerisinde ameliyat gören bir hastada astım hastalığının da meydana gelmesi mümkündür.
Saman nezlesinden mustarip çocukların bademcikleri ne zaman alın­malıdır ?
Saman nezlesi mevsimi geçtikten sonra sonbahar sonunda veya kı­şın ilk aylarında ya da mevsimi başlar başlamaz yapılmamalıdır.
Gebe olan saman nezlesi hastası tedavi görmeli midir ?
Evet. Saman nezlesi hastalığı olanların durumu gebelik haline şid­detlenir.
Yiyeceklerin saman nezlesi ile ilgileri var mıdır ?
Evet. Bazı yiyecekler hastalığın durumunu kötüleştirir.
Saman nezlesine alkollü içkiler nasıl tesir eder ?
Hastalık mevsiminde hastalığın hızını şiddetlendirir.
Saman nezlesi erkeklerde mi, yoksa kadınlarda mı daha fazla görü­lür ?
Bu hastalığa erkek ve kadınlarda aynı oranda rastlanmaktadır.
Saman nezlesi olan bir hastanın oturduğu yerden başka yere taşın­ması doğru olur mu ?
Ülkelerin bazı yerlerinde pollene çok az rastlanır. Hastalık mevsi­minin en süratli zamanında hastaların böyle yerlere gitmeleri icap eder.
Alerji hastası evinde sevdiği ev hayvanı bulundurmalı mıdır ?
Böyle hayvanların bulundurulmaması tercih edilir. Hastalar ev hayvanlarının kıllarına karşı allerji gösterebilirler; üstelik bu hay­vanlar dışarıdan eve pollen nakledebilir.
Ambrosia otundan niçin korunulamıyor ve bu otlar ortadan kaldırı­lamıyor ?
Çünkü böyle bir yok etme plânının ülke çapında ele alınması ge­reklidir. Bir kentteki ve çevresindeki polenleri yok etmek yetersiz olur. Polenler havadan çok uzun mesafe katledebilmektedirler.
Devamını oku »

Astım bronşiyal



Bronşiyal astım nedir ?
Bronşlarda bir tıkanmayla birlikte görülen bu durum kuru bir ök­sürük ve zor nefes almakla kendisini belli eder. Çoğunlukla çocuk­lukta veya genç çağlarda meydana gelen kronik bir hastalıktır.
Astım bronşiyali neler meydana getirir ?
Her genel alerjik madde. Polen, mantar tozları, ev tozları, yemek­ler ve ilâçlar.
Astımatik krizler genellikle hangi saatlerde meydana gelir ?
Sabahın erken saatlerinde.
Astımın belirtileri nelerdir ?
Hırıltıyla solumak, boğulma hissi, kuru bir öksürük nefes vermek­te güçlük.
Astım belirtilerini ne gibi şeyler hızlandırır ?
Had solunum yolları enfeksiyonu veya alerjik maddelere karşı fazlasıyla açık kalmak.
Astımatik krizler anî gelir mi ?
Evet.
Astımatik krizde vücutta ne gibi şeyler meydana gelir ?
Bronş zarlarında ve ciğerlerin içerisindeki solunum borucuklarımda şişkinlik olur. Bu hava yolunu daraltmaya yol açar. Bronşlardaki tükürük bezleri normalden fazla tükürük çıkartmakla nefes darlığının artmasına neden olurlar.
Yaş ilerledikçe astım geçer mi ?
Hayır. Çocukların yaşı ilerledikçe astımın geçeceğine dair çok ge­nel, fakat tamamiyle yanlış bir inanış vardır.
Astım tedavisiz geçer mi ?
Hayır. Aksine, iyi ve gerekli tedaviyi görmediği takdirde kötüleş­meye yüz tutar.
Astım nasıl tedavi edilir ?
a.Astıma neden olan alerjiyi bulmak ve bundan sonra (hyposensitation) enjeksiyonları yaptırmak.
b.Steroid (kortizon) ilâçlarının verilmesi.
c.Akut nöbetleri hafifletmek için adrenalin veya (ephmephrine) enjeksiyonları yaptırmak.
d.Bronş spazmlarını hafifletmek için solunum yolu ile verilen ilâçlar çok kez akut nöbetleri rahatlatmaktadır.
Astım vakalarında hastayı hastaneye yatırmak gerekli olabilir mi ?
Evet. Büyük bir astımatik krizde hastanın boğulmamasını temin etmek için hastaneye yatırılması gerekli olabilir.
Astım vereme veya akciğerlerde kansere neden olabilir mi ?
Hayır.
Büyük bir astımatik kriz bile geçici olarak kontrol altına alınabilir mi ?
Evet. Büyük bir krizi esaslı bir şekilde hafifletebilecek ilâçlar var­dır.
Astım kalp hastalıklarına yol açabilir mi ?
Bazı kronik astım vakalarında sürekli krizler kalp hastalıklarına yol açabilir. Ancak bu durumun gelmesi çok uzun sürer ve az rast­lanan vakalardandır.
Astım ne gibi göğüs hastalıklarına neden olabilir ?
Amfizem, bronşiektazi ve başka akciğer hastalıkları astımdan do­layı ileri gelebilir.
İklim değişikliği astıma yararlı olabilir mi ?
Yeni taşınılacak bir yerde astım alerjisi nedenleri bulunmazsa bu değişiklik yararlı olabilir.
Devamını oku »

Akupunktur ve zayıflama



Şişmanlık
Şişmanlık Nedir?
Dünyada şişmanlık
Neden kilo almak/vermek istediğimizde zorlanırız?
Vücut-Kitle indeksi nedir?
Akupunktur ve Zayıflama
Akupunkturla neden daha kolay ve kalıcı zayıflanır?
Şişmanlık (Obezite)
Şişmanlık, vücutta yağ dokusunun normalden fazla olmasıyla karakterize bir hastalıktır.
Şişman bir kişi ayrıntılı tetkiklerden geçirildiğinde, bazen hiçbir anormalliğe rastlanmayabilir. Bazen fiziksel olarak da bir belirti yoktur. Ancak, diğer yandan tip II şeker hastalığı tanısı konmuş hastaların % 60’ı şişmandır. Yine, vücuttaki yağ dokusunun artması ile, hormonal-metabolik hastalıkların ve kalp-damar hastalıklarının ortaya çıkması ya da ağırlaşması arasında doğrudan bir ilişki olduğu bilinmektedir.
Pekiyi, öyleyse neden gereğinden fazla besin tüketiriz? Şişmanladığımızı göre göre neden buna devam ederiz? Bu soruların yanıtları araştırılmış ve obez kişilerin yemek yeme konusunda daha çabuk uyarıldıkları, damak tatlarının daha gelişmiş olduğu, daha geç doydukları ve yemek yeme işinin günlük yaşamları içinde kafalarını daha fazla meşgul ettiği gözlenmiştir.
Genetik, metabolik, hormonal ve sinirsel birçok karmaşık sistem şişmanlığın oluşmasında rol oynar. Aile yapısı, beslenme alışkanlıkları, yaşam tarzı, psikolojik sorunlar bu karmaşık sistemin herhangi bir basamağında etkili olarak şişmanlığa giden yolu açar.
Obezite bir hastalık olduğu için, bir diyet uygulayıverip bırakmakla ortadan kaldırılamaz. Yeni beslenme alışkanlıkları ve yeni bir yaşam şekli gerektirir. Obezitenin de, şeker hastalığı ya da yüksek tansiyon gibi, yaşam boyu takip edilmesi gerekir.
Şişmanlık sıklığı dünyada gittikçe artmaktadır. Ortalama sıklık % 25 olarak verilmektedir; bu yüzdeye şişman olmayıp ideal kilosunun üzerinde olanlar da katılınca oran % 50’ye ulaşmaktadır.
Obezite sıklığının artmasının nedenleri:
- Sosyo-kültürel faktörler,
- Biyolojik faktörler,
- Davranışsal faktörler,
- Gıda çeşit ve alımının artması ve kolaylaşması,
- Alkol tüketiminin artması,
- Teknolojinin ilerlemesi ile günlük eneji tüketiminin azalması,
- Özellikle çocukluk çağında bilgisayar ve televizyon karşısında geçerilen zamanın artması ile yağlı ve katkılı yiyecek tüketiminin artması.
Yenilen besinler, vücudumuzda metabolik olaylar sonucunda yakılır ve bu yanmadan elde edilen ısı ve eneji, hayatsal fonksiyonların işlemesi için kullanılır. Metabolizma hızını, vücut kendisi ayarlar; Yani vücut az ya da çok enerji harcayabilme yeteneğine sahiptir. Ancak, harcanacak eneji miktarı vücudun alışık olduğu kilosunu korumaya yönelik olarak ayarlanmıştır. Bu nedenle kilo vermek amacıyla az kalori alındığında, metabolizma hızı düşer ve bünye kilo kaybetmemek için kendini korumaya çalışır. Vücudumuz, kendi alışık olduğu kilosunu koruma çabasındadır.
Diyet yapan birçok kişi çok az yedikleri halde, çok yavaş zayıfladıklarından yakınırlar ve çoğu zaman da sabredemeyerek diyete son verirler. Bundan sonra da eskisi gibi yemeye başlayınca, verilen kilolar çok daha hızlı bir şekilde geri alınır ve eski kiloya ulaşılınca kilo artışı durur.
Bunun benzeri bir durum kilo almak isteyenlerde de görülür; günlük gıda miktarlarının iki veya üç katını yeseler bile çok az kilo alabilirler.
Vücudun kilo vermeye gösterdiği bu direnç, insanoğlunun binlerce yıllık geçmişinde yaşadığı doğal afetler, savaşlar, hastalıklar nedeniyle aç kalmaktan ortaya çıkmıştır. Ne yazık ki, 20. yüzyılın sonunda bile dünyada açlık çeken bölgeler vardır.
Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz:
Kilo vermek için çok aceleci olmamak gerekir. Haftada 15 kg. verdiren mucize diyetler son derece sakıncalıdır ve bu derece hassas çalışan bir metabolizmayı bozmaktan başka işe yaramaz. Günlük 1000 kalori altındaki diyetler kalp kasında hasarlara neden olacak ölümlere yol açabilir. Haftada 0.5-1 kg. vermeyi sağlayan diyetler güvenli olduğu kadar, kalıcı sonuçlar da sağlar. Daha hızlı kilo vermek isteyenler, bunu biraz egzersiz yaparak gerçekleştirebilirler.
Devamını oku »

Pratikte şişmanlığın ölçümü için kullanılan çok basit iki yöntem vardır



1. BMI (Beden Kitle İndeksi) = Vücut ağırlığı (kg.) / boy² (m²)
40
çok şişman (morbid obez)
2. Bel çevresi ölçümü: Erkeklerde 102 cm., kadınlarda 88 cm. üzeri riskli görülmektedir.
Beden kitle indeksi ve bel çevresi ölçümü arttıkça, ortaya çıkacak tıbbi sorunların en önemlileri şunlardır:
- Kalp-damar hastalıkları
- Tip II şeker hastalığı
- Hipertansiyon
- Safra taşları oluşumu
- Karaciğer yağlanması
- Uyku ve solunum problemleri
- Eklemlerde dejeneratif değişiklikler; özellikle bel, diz, kalça gibi vücut yükünü taşıyan eklemlerde kireçlenme.
Devamını oku »

Akupunktur ve zayıflama



Bilindiği gibi akupunktur alışkanlık tedavilerinde kullanılır. Kilo verme de beslenme alışkanlıklarının ve yaşam tarzının değiştirilmesi ile mümkün olduğuna göre, bu yeni alışkanlıkların edinilmesi sırasında, akupunktur hastaya çok büyük kolaylıklar sağlar.
İştahı düzenler ve yemeklere saldırma güdüsünü ortadan kaldırır.
Mide asiditesi kontrol altına alınarak, mide kazınması, yanması gibi sorunlar engellenir.
Düşük kalorili beslenmeden dolayı yaşanabilecek halsizlik önlenir.
Metabolizma hızını düzenler. Akupunkturla tedavi gören hasta, kendi kendine yaptığı diyetlerden daha kolay kilo vermeyi başarır.
Akupunktur tedavisi sırasında, vücutta serotonin ve endorfin seviyeleri artmaktadır. Bu hormonlar diyet yapan kişiye huzur verir, sedasyon sağlar. Böylece diyet yapan kişi, eski yemek yeme zevkinin kısıtlanmasından dolayı huzursuzluk ve tedirginlik yaşamaz.
30-40 kg. fazlası olan hastaların tabii ki uzun bir zaman diyet yapmaları gerekir. Ancak, çoğu insanda böyle bir sabır olmadığı için, her pazartesi başlanan diyetler, her cumartesi sona erer. Böylece sık sık yapılan diyet denemeleri sonucu her geçen günkilo vermek daha da zorlaşır. İşte, bu gibi hastalarda akupunktur inanılmaz başarılar sağlar ve hasta 1 yıla kadar uzanan bir zaman diliminde onlarca kilo verebilir. Hastanın uzun süre diyete dayanabilmesinin nedeni, akupunkturun yarattığı sedatif ve trankilizan etkiden dolayıdır. Ayrıca hasta kilolarının eridiğini gördükçe daha çok motive olup, bu işe dört elle sarılmaktadır.
Devamını oku »

Akupunkturun ve sigara bırakma



Akupunkturla Sigara Bırakma Tedavisi
Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir ?
Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir ?
Akupunktur ile sigarayı bırakmada başarı oranı nedir ?
Sigarayı Neden Bırakalım ?
Sigara neden zararlı ?
Sigarayı bırakan bir insanın vücudunda ne gibi olumlu gelişmeler olur ?
Sigara içen bir kişiyi bırakmaya iten nedenler nelerdir ?
Sigarayı bırakma yolları nelerdir ?
Sigarayı bırakmak isteyenlerin yaşadığı tipik kaygı ve sorunlar nelerdir ?
Akupunktur ile sigara nasıl bırakılabilir?
Yapmanız gereken tek şey sigarayı bırakmaya karar vermektir. Bu, insanın yaşamında alabileceği en önemli kararlardan biridir. Bu kararı verdikten sonra, akupunktur, size sigarayı bırakmanızda büyük kolaylık sağlayacaktır.
İnsanlarda serotonin ve endorfin adı verilen iki madde vardır. Bunlar beyinde bulunur ve rahatlık, hoşluk, keyif ve huzur gibi duygular ile ilgilidirler. Normalde insanlarda kahkaha atınca, mutlu bir haber alınca ya da çikolata veya güzel bir tatlı yiyince, bir yeriniz acıyınca serotonin ve endorfin düzeyi yükselir. Ancak sigara içenlerde serotonin – endorfin salgılama işini sigara üstlendiğinden vücut otonomisini kaybetmiştir. Hani keyiflenince de, dertlenince de sigara içilir ya, işte, açıklaması budur.
Sigarayı bırakanlarda ilk hafta beyin serotonin salgılama işini gerçekleştiremediğinden vücut oldukça zor anlar yaşar. Beyin ancak 72 saat sonra eski görevini yapmaya başlar.
Bu 72 saatlik süre içinde, hastanın yoksunluk belirtileri önlenirse, sigarayı bırakması çok kolaylaşır. Akupunktur ile tedavi, kişinin sigara içmemekten dolayı oluşabilecek şikayetleri ortadan kaldırır. Böylece sigara içmemeye karar vermiş olan kişi, bunu hiç zorlanmadan başarır; çünkü, akupunktur tedavisi beyni yeniden sigaraya gerek duymadan serotonin ve endorfin salgılaması için uyarır ve bundan sonra da beyin eski otonomisini kazanır.
Akupunktur ile kaç seansta sigara bırakılabilir?
Üç gün üst üste 20 dk.lık 3 seans tedavi uygulanır. Toplam 1 saat süren bir tedavidir. Böylece 72 saatlik en zor geçen dönemde vücut kontrol altındadır. Daha sonra hastanın bağımlılık derecesiyle bağlantılı olarak ek seanslar yapılabilir, ama genellikle buna gerek kalmaz. Tedavi süresince tek bir sigara bile içilmemesi ve nikotin preparatları kullanılmaması gerekir. Aksi halde, başladığımız noktaya geri döneriz.
Akupunktur tedavisi ile sigarayı bırakmada başarı oranı nedir?
%90 – 95 gibi yüksek bir başarı oranı vardır.
Devamını oku »

Akupunkturun felsefesi



Batı düşüncesi olayları sebep-sonuç ilişkisi içinde değerlendirir. Çin düşüncesine göre ise, çeşitli olgular bir bütünlüğün parçasıdır ve birbirleriyle ilişki içindedir.
Düşünce temelindeki bu farklılıklar, tıbbi uygulamada da kendini gösterir. Batı tıbbı analitiktir; derin nedensel bağlantılara girer, ayrıntılı sınıflamalar yapar. Çin tıbbında ise, semptomlar ve bulgular hep birlikte değerlendirilerek toparlanır ve bir bütüne varılmaya çalışılır. Çin tıbbına göre hastalık belirli bir zamanda, belirli bir kişide ortaya çıkan bir olgudur. Hastalık değil, hasta ön planda değerlendirilir. Buna göre, Tradisyonel Çin Tıbbı’nda mental (zihinsel), emosyonel (duygusal) ve fiziksel bulgular birlikte ele alınır.
Vücutta Yin ve Yang adı verilen birbirine zıt, ancak uyum içinde iki eneji vardır. Bunu gösteren ambleme Taiji (Büyük İkilem) denir. Siyah Yin’i, beyaz Yang’ı simgeler. Ancak, Yin’in içinde Yang, Yang’ın içinde de Yin vardır. Yin ve Yang’ın dengelenmesi normalliğe, dengenin bozulması anormalliğe yol açar. Dengesiz Yin ve Yang, denge arayışı içerisinde sürekli kendilerini değiştirirler. Bu dengenin sağlanması için doktor iğneler ile, ilgili akupunktur noktalarını uyararak hastayı tedavi eder.
Devamını oku »

Akupunkturun tarihçesi



Çin’de iğne ve ısı anlamına gelen “Chen-chin” ile adlandırılan bu tedavi yöntemi, Batı’da akus (iğne) ve punctura (batırmak) sözcükleri birleştirilerek, “akupunktur” olarak adlandırılmıştır.
Tradisyonel Çin Tıbbı (TCM), yaklaşık 3000 yıllık bir süre içerisinde gelişmiştir. II. Shang Hanedanı dönemine ait arkeolojik kazılarda tıbbi konuların anlatıldığı taşlar ve akupunktur iğneleri bulunmuştur. Noktaların yerleşimini gösteren şemalar ilk olarak İ.S. 317-581 yılları arasında çizilmiştir. Avrupa’da ise akupunktur ile ilgili ilk kitapların yazılması 1600’lü yıllara rastlar.
1972’de ABD Başkanı Richard Nixon beraberindeki büyük bir heyet ile Çin’e resmi bir ziyaret yapmıştır. Bu ziyaret programı içinde Çinli doktorlar Amerikalı heyete “akupunktur anestezisi altında yapılan cerrahi bir operasyon” izletmişlerdir. Bu olaydan sonra, akupunkturun Batı’da popülaritesi artmış; uygulanması ve incelenmesi bütün dünyada yaygınlık kazanmıştır.
Devamını oku »

Akupunkturun uyarı noktaları



İnsan vücudunun kendi kendini onarım gücü çok yüksektir ve bu gücü harekete geçiren belli uyarı noktaları vardır. İnsan vücudunda bin kadar uyarı noktası vardır ve bu noktalardan 650-700 tanesi kullanılır. Her hastalık için ayrı program ve ayrı noktalar bulunmaktadır. Önemli olan doğru bir teşhisle, hangi noktaya nasıl bir uyarı yapılacağıdır (lazer, iğne ya da hangi iğne); bu çok iyi bilinmelidir. Akupunktur tedavisinde sırt, boyun, el, kulak ve vücudun diğer bölümleri kullanılır. Birçok hastalığa ilişkin en çok uyarı noktasının bulunduğu uzuvlar ise eller ve kulaklardır.
İnsan vücudundaki belirli akupunktur noktalarına iğneler sayesinde yapılan uyarılarla organizmanın hemen her yerine ulaşabilecek haberler iletilmektedir. Bu iletişim, akupunktur noktasını oluşturan hücrelerden lokal hücresel uyarıların sinir terminallerine ve son olarak da beyne ulaşır. Beyin de bu uyaranı gerekli organlara ulaştırır ve ilgili organ ve uzuvlardaki enerji dengesi düzelir. Dolayısıyla hastalık da ortadan kalkmış olur.
Devamını oku »

Atelektazi



Atelektazi nedir ?
Ciğer dokularının çökmesi sonucu ciğerin havasız kalmasına yol açan bir durumdur.
Atelektazi nasıl meydana gelir ?
Bir bronş borusunun tıkanmasıyla.
Hangi tiplerde atelektazi’ler vardır ?
a.Doğum sırasında meydana gelen bronş borusunda bir tükürük parçasının tıkanmış olmasından âtelektazi veya doğuştan şekli bozuk olan ve dar kalmış bir boru yüzünden ileri gelen âtelek­tazi.
b.Daha ilerlemiş yaşta bu hastalık; balgam, cerahat veya kanın bir bronşu tıkamasıyle de ileri gelebilmektedir. Ayrıca, bir yer fıstığı, et ve başka gıda maddelerinin yanlış kanaldan geçmele­riyle bir bronş borusunu tıkayarak atelektaziye neden olabilirler. Bronşlarda bir tümörün gelişmiş olduğu, çok kez atelektaziden dolayı bir bronşun tıkanmış olmasının tesbit edilmesiyle mey­dana çıkar.
Yaygın âtelektazi nedir ?
Başlıca bronş borularının bir ameliyattan sonra herhangi bir ne­denle (balgam v.s.) büyük ölçüde tıkanmasıdır. Bu durum bir ciğe­rin tamamen çökmesine, sönmesine neden olabilir.
Yaygın atelektazi nasıl tedavi edilebilir ?
Soluk borusuna bir bronkoskop sokulur ve bir emme cihazı ile bal­gam dışarıya çıkarılır.
Yaygın ateletektaziye çok rastlanır mı ?
Anestezi metotlarının günümüzde son derece gelişmesinden son­ra fazla rastlanmamaktadır. Günümüzde anestezistler ameliyat ön­cesi boğazdan soluk borusuna yerleştirdikleri bir boru sayesinde, anesteziden önce ve sonra, emme yoluyla bronş kanallarını devam­lı olarak çalışır halde tutmaktadırlar.
Yaygın ateletektazi ciddî bir durum sayılır mı ?
Evet. Bu durumda hastanın ateşi fazlasıyla artar ve belirgin nefes darlığına neden olur. Bu durum yeni ameliyat olmuş bir hastanın iyileşmesini geciktirebilir.
Yaygın atelektaziye bugün yapılmakta olan tedavi usulü tesirli mi­dir ?
Evet. Balgam tıkanıklığının emme usulüyle ortadan kaldırılması ve antibiyotiklerin kullanmasıyla yaygın atelektazi olaylarının he­men hepsi tedavi edilebilmektedir.
Yaygın atelektazi tedavisinde bronkoskop’un her zaman kullanılma­sı gerekli midir ?
Hayır. Çok vakalarda hastanın öksürtülmesi temin edilir ve kendi­sine oksijen verilir. Böylece tıkanıklık, öksürme usulüyle balga­mın çıkarılması neticesinde giderilebilir.
Devamını oku »

Amfizem



Amfizem nedir ?
Ciğer dokularının elastikiyetlerini kaybederek fazla gerilmelerin­den ileri gelen bir durumdur. Genellikle bronş borularında meyda­na gelen bir tıkanıklık yüzünden havanın ciğerde sıkışıp kalma­sından ileri gelmektedir. Bu yüzden hava, ciğerlere kolaylıkla girebilmekteyse de aynı kolaylıkla çıkamamaktadır. Bu durum de­vam ettiği takdirde uzayan doku fazla gerilmiş bir balon haline gelmektedir.
Amfizem en çok hangi durumlarda görülür ?
Kronik bronşitte veya uzun süreden beri devam etmekte olan bir astımda.
Kronik amfizemin belirtileri nelerdir ?
a.Nefes tıkanıklığının artış göstermesi.
b.Öksürme.
c.Nefes nefese kalmak.
d.Cyanosis (Oksijen eksikliğinden ciltte, dudaklarda, ve tırnaklar­da meydana gelen bir mavilik).
e.Vücudun en önemli organlarına giren oksijenin azalması.
f.Er veya geç gelebilecek bir kalp sektesi.
Amfizem, kalp sektesi ve ölüme sebebiyet verecek derecede vahim olabilir mi ?
Ciddî vakalarda olabilir.
Amfizemi önlemek için yeterli metotlar var mıdır ?
Evet. Bronşit, astım, sinüs enfeksiyonları, (bronşiektazi) gibi hastalıkların tedavisine hemen başlamakla. Ayrıca, hastayı tütün du­manı, kimyasal dumanlar ve endüstri yerlerindeki tozlardan uzak tutmakla.
Amfizemde rastlanan fazla gergin ciğer hava keseciği çatlayabilir mi ?
Evet. Amfizemli olduğundan şişmiş, kistleşmiş bir ciğer hava ke­seciği çok kez çatlayabilir ve bu hal derhal ciğerin çöküntüsüne yol açar.
Ciğerin anî çökmesi başka hangi adla tanımlanır ?
Spontan pnömotoraks diye de tanımlanır.
Devamını oku »

Spontan pnömotoraks



Spontan pnömotoraksm veya ciğer sönmesinin belirtileri nelerdir ?
Anî ve çarpıcı olarak gelen göğüste sancı, nefes tıkanıklığı, bazen ciddî şok ve bayılma.
Doktor spontan pnömotoraks teşhisini nasıl yapar ?
a.Hastalığın başlangıçtaki belirtilerini göz önünde bulundurarak.
b.Göğsü dinleyerek, bir tarafta soluk alışının eksik olduğunu tesbit ederek.
c.Göğüse parmağıyla hafifçe vurarak, «perküsyon» ses yankısının önemli şekilde artış gösterdiğini tesbit ederek.”
d.Röntgen filmi çektirilip, ciğerin söndüğü sonucuna vararak.
Spontan pnömotoraksm tedavi usulü nedir ?
Büyük şok ve belirtilerin çok ciddî olması halinde, hastanın derhal hastaneye kaldırılması gereklidir. Eğer ciğerdeki çöküntü oranı % 25-30′dan fazlaysa veya göğüs boşluğuna hava akımı yapan ci­ğerdeki delik kapatılamazsa ve bu, bir «basınçlı pnömotoraks» a se­bebiyet verebilecekse o zaman göğüs boşluğundan bir tüp sokul­ması gerekecektir. Bu tüp yoluyla hava alınacak ve ciğerin yeni­den genişlemesi temin edilecektir. Bazı hallerde göğüs boşluğunun açılması ve ciğerin hasar görmüş kısmının alınması gerekecektir.
Spontan pnömotoraks başka hangi sebeplerden ileri gelebilir ?
Bir bıçak yarası, kurşun veya patlama sonucu vücuda giren bir ci­simle göğüs duvarında bir delinme olmuşsa. Ayrıca kırılan bir kaburga kemiği de ciğeri delebilir ve ciğerden, ciğeri çevreleyen gö­ğüs boşluğuna hava çıkmasına yol açabilir. Bu halde ciğer yine çö­küntü gösterecektir.
Ciğer çöküntüsü (sönmesi) öldürücü nitelikte olabilir mi ?
Yalnız bir tarafta olursa hayır. Ancak bazı patlamalarda veya kur­şunla yaralanmalarda iki ciğerin de sönmesi meydana gelebilir ve böyle bir durum ölüme neden olabilir.
Devamını oku »

Zatürree



Zatürree nedir ?
Ciğerin hava torbalarında ve hava borucuklarında meydana gelen, çok kez akut olan bir enfeksiyondur.
Hangi türlerde zatürree vardır ?
Bunlar genellikle nedenleri yönünden sınıflandırılmaktadır. Yâni bakteriden mi, virüslerden mi, mantarlardan mı veya başka mik­roplardan mı ileri geldiği göz önünde tutularak sınıflandırılmakta­dır.
Akciğer lopu zatürreesi nedir ve bronş zatürreesinden nasıl ayırdedilir ?
Akciğer lopu zatürreesi bir lopun veya birden fazla lopun tamamen iltihaplanmasından ileri gelmektedir. Anîden gelen belirli bir has­talık olup başlangıçtaki ilk belirtileri üşümek ve nöbettir. Bronş zatürreesi ise küçük bronş borularının etrafını saran ciğer dokula­rın bazı küçük kısımlarının iltihaplanmasıdır. Bu tür zatürree lop tipinden daha yavaş olarak gelişir ve genellikle bronşitin, gripin ve eflüanza’nın bir komplikasyonu olarak tezahür eder.
Günümüzde en çok rastlanan zatürree tipi hangisidir ?
Bir virüsten ileri gelen zatürree (virüs pnömonisi), antibiyotik ilâçlar kullanılmaya başlandıktan sonra lop tipi zatürree vak’aları çok azalmıştır.
Akciğer lopu zatürreesi vakaları antibiyotiklerle nasıl azaltılmakta­dır ?
Üst solunum alanında olagelebilecek enfeksiyonlara karşı antibiyotiklerin çok tesirli olmasından dolayı bu ilâçlar bakterilerin ci­ğerlerde bir köprübaşı kurmalarını önleyebilmektedir.
Zatürreeyi hazırlayıcı sebepler hangileridir ?
Yetersiz gıda alınması, yorgunluk, üst solunum alanında meyda­na gelmiş olan bir enfeksiyonun tedavi edilmemesi ve bronş boru­larına yabancı maddelerin solunum yolu ilş girmesi.
Zatürreeden iyileşme olanakları nedir ?
Mükemmel. Bundan yıllarca önce ciddî bir zatürreeye yakalanan­ların yaklaşık dört kişiden biri bu hastalıktan kurtulamayarak öl­mekteydi. Bugün zatürreeden dolayı ölüm vakalarına pek nadiren rastlanmaktadır.



Yazının devamı: 1 2





Bu yazı bugün 1 kere, toplam 1.944 kere okunmuştur.


Etiketler: akciğer, antibiyotik, gripin, Hypostatic zatürree, iyot, solunum, stafilokok, tülaremik zatürree, tedavi, zatüre hakkında bilgi, zatürre hakkında bilgi, Zatürree, zatürree hakkında bilgi, zatürree türleri
Aşağıdaki konularda ilginizi çekebilir


var GGAff = {id:55219, width:300, height:250, direction:"Vertical", performance:"high"};
GGAff.errorMessage = '';


Fobik anksiyete bozukluklarıMercanköşkü (Origanum)Gebelikte Sitomegalovirus CMV EnfeksiyonlarıUzmanlar Uyarıyor Toplu sünnetler riskliBalığın ardından içtiği enerji içeği öldürdü














   Yorumunuzu yazın






Ad - soyad (Yorumunuzda gözükecektir)


E-mail (Gizli kalacaktır)


Website (Boş bırakabilirsiniz)



   Mesajınız






















Bugün en çok okunanlar
Aşırı terlemenin nedenleri ve tedavisiKene - kırım-kongo kanamalı ateşi hastalığı - kene ısırığıKızılay kan merkezleri adres ve telefonlarıBu diyet 1 ayda 10 kilo verdiriyorAyaktaki kemik çıkıntıları nasıl tedavi ediliyor?Şeker hastalarının diyet listesi (1200 Cal)Cildi beslemek ve canlandırmak için maskeler hakkında temel bilgilerBademcik ameliyatı sonrasıVajinal mantar enfeksiyonuna neden olan candida albikans hifleriParmaklarda yanma veya karıncalanma




En çok okunanlar
Kene - kırım-kongo kanamalı ateşi hastalığı - kene ısırığıÇörek otu (Nigella sativa)Aşırı terlemenin nedenleri ve tedavisiBu diyet 1 ayda 10 kilo verdiriyorSoğuk algınlığı için bu önerilere kulak verinKızılay kan merkezleri adres ve telefonlarıSafra taşlarına karşı hareketli yaşam sürünVajinal mantar enfeksiyonuna neden olan candida albikans hifleriŞeker hastalarının diyet listesi (1200 Cal)Ayaktaki kemik çıkıntıları nasıl tedavi ediliyor?



@import url(http://www.google.com/cse/api/branding.css);
















Özel Arama


















Kategoriler

Aile planlanması

Akciğerler


Akupunktur

Alerji

Anne ve bebek

Anestezi

Apandisit

Apseler ve iltihaplar


Artrit

Ayak sağlığı

Bulaşıcı ve virüs hastalıkları

Burun ve sinüzit

Çocuk sağlığı

Diş sağlığı


Diyet

Erkek üreme organları

Erkek sağlığı

Estetik

Fıtık

Gebelik


Genel sağlık bilgileri

Göz sağlığı

Güzellik bilgileri
İlk yardım

Kadın üreme organları

Kadın sağlığı


Kalp sağlığı

Kanser

Kırıklar

Memeler

Menopoz

Mide ve onkiparmak barsağı


Organ nakli

Ruh sağlığı

Saç sağlığı

Sağlıklı beslenme

Sağlık haberleri

Sigaranın zararları


Şeker hastalığı

Şifalı bitkiler

Şifalı bitkilerle bakım

Uyuşturucular
Yoga






Sağlık videoları

Alternatif tedavi videoları


Bağımlılık videoları


Beslenme videoları



Bulaşıcı hastalıklar videoları


Cilt sorunları videoları


Cinsel yaşam videoları


Diş sağlığı videoları



Göğüs hastalıkları videoları


Göz hastalıkları videoları


Kadın sağlığı


Kalp & damar videoları



Kulak burun boğaz videoları


Nöroloji videoları


Omurga hastalıkları videoları


Ortopedi videoları


Ruh sağlığı videoları



Sindirim sistemi


Uyku bozuklukları videoları


Üreme sağlığı videoları


Üroloji



Zührevi hastalıklar videoları






 












2006-2012 Sağlık bilgisi cinsellik kadın hastalıkları çocuk hastalıkları diyet güzellik sağlık haberleri. | Wordpress | Sırrı ÖZDENSite haritası
Devamını oku »

Pülmoner embolizm ve enfarktüs



Pülmoner enfarktüs nedir ?
Akciğerin bir bölümüne gelen kan akımının tıkanması sonucu ak­ciğer dokularının bir kısmının harap olmasıdır.
Pülmoner enfarktüs neden ileri gelir ?
Genellikle bunun sebebi akciğerdeki bir kan damarına vücudun başka bir kısmından bir kan pıhtısının gelmiş olmasıdır. Kan da­marı bu pıhtı ile tıkanır ve bu tıkanıklığın ötesindeki doku hayati­yetini kaybeder.
Bu embolizmier veya kan pıhtıları genellikle neden ileri gelir ?
Ayaklarda veya «pelvis» deki derin damarlarda pıhtılaşmış olan kandan ileri gelir. Bu pıhtılar birçok hastalıkların seyri sırasında veya bir ameliyattan sonra meydana gelmiş olan bir komplikas-yondan meydana gelebilmektedir. Pıhtıdan kopan ve kan akımına karışan parçalar, embolizm olarak adlandırılır. Pülmoner emboliz-me neden olan pıhtı parçalarının yaklaşık % 50′si kalbin sağ tara­fındaki pıhtılardan meydana gelir.
Ayaklarda veya pelvis organlarındaki damarlarda meydana gelen pıhtı toplanması vakaları her zaman pülmoner enfarktüse sebep olur mu ?
Hayır. Genellikle ayaklarda veya pelvislerde meydana gelen pıh­tılar oldukları yerlerde kalırlar. Çok az vakalarda bunlar buradan koparak embolizmlere sebebiyet verirler.
Pülmoner enfarktüsün belirtileri nelerdir ?
Bunlar pıhtının büyüklüğü, tıkanan damarın büyüklüğü ve krizin başlangıcının ne kadar ânî olduğuna göre değişiklik gösterir. De­ğişik ölçüde göğüste sancı, nefes tıkanıklığı, öksürük, kanlı tükü­rük ve balgam çıkarılması ile ateş vuku bulur. Bazı vakalar ciddî bir şokla veya ölümle sonuçlanabilir.
Pülmoner enfarktüs röntgen filminde görülebilir mi ?
Evet. Vakaların büyük bir çoğunluğunda «heparin» veya buna benzer pıhtı çözen ilâçların kullanılması tavsiye edilir. Bu gibi ilâçlar damardaki pıhtıları mümkün olduğu derecede ufak boylar­da kalmasını temin eder ve ayrıca bunların yayılmasını ve uzama­larını önler.
Pülmoner embolizmden iyileşme şansı oranları nedir ?
Vakaların büyük çoğunluğunda iyileşme şansı oranları yüksektir. Bundan önceki yıllarda bu hastalığa yakalananların % 85′i öldü­rücü olmayan embolizme yakalanırken, vakaların % 15′i ölümle sonuçlanmaktaydı. Kan pıhtılarını dağıtan ilâçların kullanılması­na başlandıktan sonra bu hastalıktan ölüm oranı % l’e düşmüş­tür.
Pülmoner enfarktüste yatakta istirahat etmek önemli midir ?
Çok önemlidir. Bir pıhtı bir kez meydana geldi mi, yeni pıhtıların meydana gelmesini önlemek için hasta tam bir istirahata tâbi tu­tulmalıdır. Böylece pıhtıdan parçalar kopma imkânları asgariye indirilmiş olur.
Devamını oku »

Toz hastalıkları



Toza maruz kalmak daima akciğer rahatsızlıklarına yol açar mı ?
Hayır. Uzun zamanlar birçok çeşit toz ve buharlar teneffüs edilse de bunların muhakkak surette bir akciğer hastalığına sebep ola­cağı söylenemez.
En az zararlı tozlar hangileridir ?
Demir kaynağı yapılırken çıkan tozlar, adî topraktan kalkan toz­lar ve kömür madeni işletmeciliğinde meydana gelen kömür tozla­rı.
Kömür tozu akciğerlere nasıl tesir eder ?
Kömür madenlerinde çalışanların, hattâ büyük kentlerde yaşayan­ların bile, akciğerleri kömür tozu tortularından siyahlaşmaya me­yil gösterse de, bu durum herhangi bir belirtiye neden olmamakta­dır.
En zararlı olan tozlar hangileridir ?
Silis (kuvars), asbestos, talk, şeker kamışı, pamuk fili ve berilyum (fluoresan lâmbalardan gelen tozlar) en zararlı olan tozlardır.
Tozdan ileri gelen en ağır hastalık hangisidir ?
Silikoz. Bu hastalık taşkömürü işletmelerinde, altın ve kurşun ma­denlerinde çalışanlarda, taş kesiminde ve toprak patlamalarında ve bazı yıprandırıcı madde yapımında çalışanlarda çoğunlukla rastlanır.
Bu tahriş edici maddelerle ne kadar süre temastan sonra silikoz ken­disini göstermeye başlar?
En az iki yıl.
Silikoz’un belirtileri nelerdir ?
Akciğer dokularında devamlı yayılma gösteren bir hasar yapar. Bu, zamanla akciğerlerin iltihaplanmasına yol açar. Çok kez bu hastalığın oluşturduğu zemine verem mikrobu da eklenebilir. Ha­fiften nefes tıkanıklığı, kronik öksürük ve akciğerin iyi işlememe­si bu hastalığın başlıca belirtileri arasındadır. Ciddî vakalarda işçi uzun zaman işinden uzaklaşmak zorunluğunda kalabilir.
Silikoz teşhisi nasıl yapılır ?
Söz konusu hastanın geçmiş hal durumu incelenir, çalıştığı yerde­ki toz numuneleri gözden geçirilir ve röntgen filmlerinde ciğerde görünen karaktetistik görüntüler dikkate alınır.



Yazının devamı: 1 2





Bu yazı bugün 2 kere, toplam 3.195 kere okunmuştur.


Etiketler: akciğer, akciğer hastalığı, alerjik, asbestos, Bagassosis, Byssinosis, kan, Kanser, nefes tıkanıklığı, pnömokoniozlar, silo işçisi hastalığı
Aşağıdaki konularda ilginizi çekebilir
Karaciğer hastalıkları konferansıPratikte şişmanlığın ölçümü için kullanılan çok basit iki yöntem vardırKalp hastalıkları balık tavsiyesiKalp hastalıklarıBeslenmedeki mükemmeliyet hastalıkları geçirir ya da daha iyi duruma getirirKalıtsal hastalıkları önlemek mümkün mü ?Diz bağı hastalıklarıKalp damar hastalıkları ve menopozDiş eti hastalıkları

var GGAff = {id:55219, width:300, height:250, direction:"Vertical", performance:"high"};
GGAff.errorMessage = '';


Evleneceklere ÖnerilerAlt ıslatma problemine çözüm AIDS'te yeni bir aşamaKanserden nasıl korunabiliriz ?Egzersizle zinde kalabilirsiniz














   Yorumunuzu yazın






Ad - soyad (Yorumunuzda gözükecektir)


E-mail (Gizli kalacaktır)


Website (Boş bırakabilirsiniz)



   Mesajınız






















Bugün en çok okunanlar
Aşırı terlemenin nedenleri ve tedavisiKene - kırım-kongo kanamalı ateşi hastalığı - kene ısırığıKızılay kan merkezleri adres ve telefonlarıBu diyet 1 ayda 10 kilo verdiriyorAyaktaki kemik çıkıntıları nasıl tedavi ediliyor?Şeker hastalarının diyet listesi (1200 Cal)Cildi beslemek ve canlandırmak için maskeler hakkında temel bilgilerBademcik ameliyatı sonrasıVajinal mantar enfeksiyonuna neden olan candida albikans hifleriParmaklarda yanma veya karıncalanma




En çok okunanlar
Kene - kırım-kongo kanamalı ateşi hastalığı - kene ısırığıÇörek otu (Nigella sativa)Aşırı terlemenin nedenleri ve tedavisiBu diyet 1 ayda 10 kilo verdiriyorSoğuk algınlığı için bu önerilere kulak verinKızılay kan merkezleri adres ve telefonlarıSafra taşlarına karşı hareketli yaşam sürünVajinal mantar enfeksiyonuna neden olan candida albikans hifleriŞeker hastalarının diyet listesi (1200 Cal)Ayaktaki kemik çıkıntıları nasıl tedavi ediliyor?



@import url(http://www.google.com/cse/api/branding.css);
















Özel Arama


















Kategoriler

Aile planlanması

Akciğerler


Akupunktur

Alerji

Anne ve bebek

Anestezi

Apandisit

Apseler ve iltihaplar


Artrit

Ayak sağlığı

Bulaşıcı ve virüs hastalıkları

Burun ve sinüzit

Çocuk sağlığı

Diş sağlığı


Diyet

Erkek üreme organları

Erkek sağlığı

Estetik

Fıtık

Gebelik


Genel sağlık bilgileri

Göz sağlığı

Güzellik bilgileri
İlk yardım

Kadın üreme organları

Kadın sağlığı


Kalp sağlığı

Kanser

Kırıklar

Memeler

Menopoz

Mide ve onkiparmak barsağı


Organ nakli

Ruh sağlığı

Saç sağlığı

Sağlıklı beslenme

Sağlık haberleri

Sigaranın zararları


Şeker hastalığı

Şifalı bitkiler

Şifalı bitkilerle bakım

Uyuşturucular
Yoga






Sağlık videoları

Alternatif tedavi videoları


Bağımlılık videoları


Beslenme videoları



Bulaşıcı hastalıklar videoları


Cilt sorunları videoları


Cinsel yaşam videoları


Diş sağlığı videoları



Göğüs hastalıkları videoları


Göz hastalıkları videoları


Kadın sağlığı


Kalp & damar videoları



Kulak burun boğaz videoları


Nöroloji videoları


Omurga hastalıkları videoları


Ortopedi videoları


Ruh sağlığı videoları



Sindirim sistemi


Uyku bozuklukları videoları


Üreme sağlığı videoları


Üroloji



Zührevi hastalıklar videoları






 












2006-2012 Sağlık bilgisi cinsellik kadın hastalıkları çocuk hastalıkları diyet güzellik sağlık haberleri. | Wordpress | Sırrı ÖZDENSite haritası
Devamını oku »
 
 
 

Saç Modelleri Yapımında Detaylar

Merak ettikleriniz vardır belki

Saç modelleri ve bakımı hakkında